El İlm Vel Fehmul Kur’an

Kur’anı Anlamak İlimden Geçer

Tağut

Yazan: marifetullah Nisan 16, 2007

TÂGÛT    Önce kelime üzerinde duralım. Arapça bir kelime olan tâgût, iştikaak itibariyle tuğyan ile ilgilidir. Tuğyan ise; Allahû Teâla (cc)’ya isyan etmek mânâsınadır.(1)

 Tefsir-i Mücahid’de tâgûlun ismi has olduğu ve çoğulunun da, tekilinin de aynı olduğu kayıtlıdır. İmam-ı Muhammed İbn-i Cerir, tâgûtu şu şekilde tarif etmektedir: “Allah’ın indirdiği hükümlere mukabil olmak ve onların yerine geçmek üzere hükümler icad eden her varlık tâgûttur.”(2) Bunun insan olması, put, şeytan veya bunların dışında herhangi bir şey olması mahiyetini değiştirmez.Kur’ân-ı Kerim’de: “Andolsun ki, biz her kavme: `Allah’a ibadet edin, tâgûta kulluktan kaçının!’ diye (tebligat yapması için) bir peygamber göndermişizdir.”(3) buyurulmaktadır. İnsanlar “kul olma” hususunda istisnasız uyarılmışlardır. “İman edenler Allah yolunda cihad ederler, küfredenler ise tâgût yolunda savaşırlar”(4) âyet-i kerimesinde de beyan buyurulduğu gibi, insanlar “ya Allah’a ibadet edecek, veya tâgût’a kul olacaktır”(5) bu iki yolun dışında üçüncü bir hâl yoktur.

Kur’ân-ı Kerim de “Sana indirilen Kur’ân a ve senden önce indirilen kitaplara iman ettik diye boş iddialarda bulunanlara bakmaz misin? Onlar tâgûtun huzurunda muhakeme olmak (hükümlerine boyun eğmek) istiyorlar. Halbuki tâgûtu inkâr etmekle (tekfir etmekle, lânetlemekle) emrolunmuşlardır”(6) buyurulmaktadır.

Kur’ân-ı Kerim deki bütün bu âyetleri ve mütevatir sünnetleri dikkate alarak şu hususu belirtmekte fayda vardır. Tâgûtun hükümlerine boyun eğenler ve râzı olanlar, kâfirlerdir. Nitekim İbn-i Kesir bu hususta şunları kaydediyor: “Bu ayet-i kerimede (Nisâ sûresi: 60) Hz. Muhammed (sav)’e ve diğer peygamberlere iman ettiklerini söyleyip, bununla beraber ihtilaf ettikleri hususlarda, Allah’ın kitabından ve Peygamber’in (sav) sünnetinden ictinap edip, insanların kendi akıllarına göre (beşeri kanunlarla) hüküm vermesini istiyen kişinin iman iddiasını Allahû Teâla (cc) reddetmektedir.”(7).

Bugün dünyada; vahyi inkâr ederek, insanların çoğunluğunun rızasına göre kurulduğu iddia olunan bütün demokratik sistemler, Allah (cc)’ın hükümlerine mukabil ve onların yerine geçmek üzere hükümler icad etmektedirler. Dolayısıyle bütün demokratik sistemler, bu noktada “tâgûtî” özellikler taşırlar. Bu bir anlamda bütün ideolojik sistemler için geçerlidir. Daha genel bir ifade ile, İslâm dışındaki bütün sistemler, tâgûtîdir.

Tâgûtların hükümlerine göre yönetilen bütün yerler de dâru’1-harp durumundadır. O beldelerde yaşayan mü’minlerin Allah (cc)’ın indirdiği hükümlerin gâlip gelmesi uğruna cihad etmeleri farz-ı ayndır.” Şurası unutulmamalıdır ki, tâgûtun hükümlerine “evet” diyenler, Allahû Teâla (cc)’nın dinine küfretmek durumundadırlar. Bunu ister bilerek-ister bilmeyerek yapsınlar durum asla değişmez. Çünkü Hz. Âdem (as)’den itibaren bütün peygamberlerin insanlara; “Allah’a ibadet edin, tâgûta kulluktan kaçının” diye tebligat yaptıkları “muhkem âyetlerle” sabittir.Tâgûtun hükümlerini inkâr etmeyen ve tâgûtî güçlerle mücadele vermeyen kimse, ne kadar âlim olursa olsun, “müsteşrik” çizgisini asla geçemez.

KAYNAKLAR

(1) Râğıb el-Isfahani, Müfredat. “Ta-ğa” mad. (Nakleden: Tevhid Gazetesi, 21 Mayıs 1979, Sayı: 22, sh.6).

(2)Muhammed ibn-i Cerir, Camiû’I Beyan fi Tefsirû’l Kur’ân, Mısır 1324, Meymeniyye Mtb. c. III, sh.13.

(3)Nahl sûresi: 36.

(4)Nisâ sûresi: 76.

(5)Hüsnü Aktaş, Medeni Vahşet, Ank.1981,(53. bsm.)sh.140,”Evet, sadece İki Yol” başlıklı bölüm.

(6)Nisa sûresi: 60.

(7)İbn-i Kesir, Tefsirû’l-Kur’ân’il-Azîm, Beyrut,1969, Dâru’1-Marife Yay. c. I, sh.519.

 

(Konu: Pazartesidersi)

 

 

9 Yanıt “Tağut”

  1. Amenna İslam “Dışı” olan herşey tağuttur..

    BENİM ANLAYAMADIĞIM NOKTAYA GELİNCE;

    Tâgûtların hükümlerine göre yönetilen bütün yerler de dâru’1-harp durumundadır. O beldelerde yaşayan mü’minlerin Allah (cc)’ın indirdiği hükümlerin gâlip gelmesi uğruna cihad etmeleri farz-ı ayndır.” Şurası unutulmamalıdır ki, tâgûtun hükümlerine “evet” diyenler, Allahû Teâla (cc)’nın dinine küfretmek durumundadırlar. Bunu ister bilerek-ister bilmeyerek yapsınlar durum asla değişmez.

    BU KONUYU AÇMALISIN NASIL EVET DEMEK? TAĞUT NASIL KABUL EDİLİR?

    BİR ALİM TAĞUTU NASIL KABUL EDER?

    BU ÜLKE SÖZDE “LAİKLİK” LE YÖNETİLİYOR, YANİ İSLAM DIŞI YANİ TAĞUT; BURAYA KADAR TAMAM.

    ŞİMDİ BİR MÜMİN’NİN, BU İSLAM DIŞI DEVLETİN VERMİŞ OLDUĞU DİN’İ İMKANLARDAN YARARLANMASI YANİ, CAMİSİNE GİTMESİ, İMAMININ ARKASINDA DURMASI VS. TAĞUTA EVET Mİ OLUYOR?

    LÜTFEN CEVAP;

  2. ŞUNUDA EKLEMEDEN GEÇEMİYECEĞİM;

    ŞU ANDA BU 70 MİLYONLUK ÜLKEDE VE SÖZDE %90 MÜSLÜMAN OLAN BİR ÜLKEDE, ŞERİATI İSTEYEN % KAÇTIR ACABA MERAK EDİYORUM DOĞRUSU!

  3. marifetullah demiş

    Tağutlar asırlar boyu hep var olagelmiş sitematik güçlerdir. Bu gerçeği gözden kaçırmadan ve altını kalın çizerek var olagelmiş tağuta karşı ne yapmalı? onun içinde nasıl barınmalı sorusuna cevap aramaya çalışalım.
    1990′lı yıllarda İslam Tevhid görüşünün Türkiye açısından doruk yaptığı, Şehadet, Tağut, Tevhid, Belâm, Darul, Harp, Darul İslam, Saltanat, Hilafet vs. konuların en çok tartışıldığı ve en net sonuçlara ve cevaplara ev sahipliği yaptığı dönemdi. Bu atmosferde oy kullanma, devlet rejiminde (memurluk) çalışma, Demokrasi, Laiklik, Üniversite de başörtüsü, Peçe, Hicab, Resim çektirme, T.C Kimliği kullanma, Fıkhi hükümler mi diğer hükümler mi?, gibi oldukça yoğun sorgulama dönemine girilmişti. Mehmet Alagaş, Mustafa İslamoğlu, İhsan Süreyya Sırma, Ali Ünal, Ali Bulaç, Hayrettin Karaman, Ramazan Kayan, Cemalettin Kaplan ve ismini sayamadığımız bir çok yazar bu dönemin iç karışıklığını gidermek için bir zihin inşası oluşturma çabasında eserler kaleme aldı ve başarılı da oldular. Süreç 28 şubatla birlikte tersine bir seyir izledi ve yukarıda saydığımız kavramlar tamamen olmasa da kısmen ellerinin arkası ile itilircesine Acaba yanlış mı idi sorusu ile karşı karşıya kalmak zorunda kaldı. Daha önce kılı kırk yararcasına düşünülerek hareket eden tevhidi müslümanlar şimdilerde ılımlılık furyasına kendini bırakarak A.B.D’nin istediği kıvama gelmenin çabasına büründü. Ilımlı müslüman olmanın yoluda AKP hükümetine destekten geçiyordu ki öyle de oldu. İslami hassasiyete sahip bir çok gurup ve hizp, doğrudan veya dolaylı AKp sempatizanı oldu. Oy kullanmanın sakıncaları üzerine bina edilen Türktevhidi şimdiler de Oy kullanmanın zorunluluğu üzerine risale yazabilecek bir zihinsel atmosfere büründü.
    Sorunun cevabına gelince; orta da bir problem var o da şu: Resulullah hangi ortamda nasıl davrandı, hangi kavramları hangi zamanlar da gündeme aldı, kimlerle ve hangi amaç uğruna mücadele verdi. Tağut kavramının kullanılma yeri tevhid tarihinin başlangıcı olan İbrahim a.s’a dayanır putların yıkılması mücadelesini her zaman vermektedir İbrahim babamız. O dönemin şartları doğrultusun da bakılınca bugün çizginin daha farklı bir renk aldığını görüyoruz. Bugün Yukarı da Yahya beyin belirttiği gibi ŞERİATI İSTEYEN % KAÇTIR sorusunun sanırım 2 veya 3 ü geçmeyeceğini görürüz. Oysa bunun asıl nedeni de Şeriat kavramının topluma ÖCÜ gösterilmesi ve korkulması gereken bir kavram olduğunu kabullendirmelerinden kaynaklanıyordu.
    Tağut’a teslim olmadan bir hayat yaşamalıyız. Bunun ötesinde çok net tavır sergilemek için çok yol katedilmelidir. Biz her muhtıra ardından sil baştan bir bakışa sahip olursak daha çok tağut ve rejim tartışmaları yapacağa benziyoruz.
    Davete ortam ve olanak sağlıyan demokratik rejimler aslında İslamın anlatılması için bir olanaktır. Ama Demokrasi yanlısı olduğu iddiasında olanlar nedense İslami bir şeylerin gündem olmasından rahatsız olduklarından kendi yaptıkları Demokrasi’yi kendi elleri ile yiyor ve kabule şayan görmüyorlar. Başkanlarını bile seçmede; Hakimiyet kayıtsız şartsız Milletindir (Haşa) diyen zihniyet milletin başkanını seçmesine bile izin verecek basiret ve dünya görüşüne sahip değildir.
    Tağut Bize cami olanbağı sağlıyor ama içerisinde okunan hutbeden, yazın verilen kur’an kursuna kadar hepsine müdahele ediyor. İmamlarımız (Önderlerimiz) toplumun bilinçlenmesine olanak sağlıyan bir kaç konuşma hutbe irad ediyor ertesi yıl ya sürülüyor ya da istifaya zorlanıyor. Onları da anlamalıyız; sakal bırakma noktasında bile ayrıcalıklı davranılıyor, diyanet işleri başkanımızın sakalı var mı yok neden sizce tağut kurumsal olarak diyaneti sırtında zaten bir yük kambur görüyor birde sakal ile islamı sembolize etmesi onları çıldırtıyor olmalı ki camilerin çoğunda imamlar sakalsız ve gıravat takmak zorunda bırakılıyor. İlerde kamusal alan diyerek camiye başörtüsü ile girilmez derlerse ne dersiniz veya ne yapabilirsiniz; eğer ılımlı islam mantalitesi ile devam edersek sadece boyun eğeriz
    Tağut’un içinde fakat ondan uzakta olmak lazım geliyor sanırım. Ama şu da bir gerçek ki, Çamur banyosuna düşen birinin benim üzerim temiz demesi beklenemez. Siz tağutun neresindesiniz??? Sanırım biz içerideyiz ve çıkmaya çalışmalıyız…

  4. Diyorsunuzki; Tağut’un içinde fakat ondan uzakta olmak lazım geliyor sanırım. Ama şu da bir gerçek ki, Çamur banyosuna düşen birinin benim üzerim temiz demesi beklenemez. Siz tağutun neresindesiniz??? Sanırım biz içerideyiz ve çıkmaya çalışmalıyız…

    EVET DOĞRU NE YAZIKKİ TAĞUT SANKİ BİR AİLE BİREYİ GİBİ HAYATIMIZIN İÇİNDE!

    EVET CAMİİ’LERDE İMAMDAN TUTUNDA, OKUNAN HUTBEYE KADAR MUDAHELE SÖZ KONUSU. BUNUN AKSİNİ İDDA ETMEK MÜMKÜN DEĞİL…

    ASLINDA BENİM YUKARIDA DEĞİNMEK İSTEDİĞİM NOKTA ŞUDUR;

    AMA BU HALLER, MÜMİNLERİ CAMİİ DEN VE CEMAAT’TAN ALIKOYMAMALI! YANİ DURUM BUYKEN, EVVELA CAMİSİZ VE CUMASIZ MÜSLÜMANLIK TÜREMİŞTİ,ŞUAN PEK YAYGIN DEĞİL AMA YİNEDE MEVCUD..

    TAĞUT’UN HUTBESİ BİZİ CAMİDEN CUMADAN UZAKLAŞTIRMAMALI; EĞER UZAKLAŞTIRIRSA BU TAĞUTUN İŞİNE GELİR, ZATEN İSTEDİKLERİ BU DEĞİLMİ; MÜMİNLERİN ARASINA NİFAK SOKMAK VE TEFRİKA RÜZGARLARI ESTİRMEK VS..

    BU HALDE İŞ BİZ MÜMİNLERE DÜŞÜYOR,

    1. GÖREV NEFS TERBİYESİ, YANİ BİREYSEL OLARAK NEFS TEZKİYESİ BU OLMADAN TAĞUT BATAKLIĞINDAN ÇIKMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR…

    2.GÖREV TEBLİĞ, YANİ ALLAH’IN DİNİNİ AYNEN OLDUĞU GİBİ BEYAN ETMEK.. BUNU YAPARKEN RESULULLAH (SAV) IN METODUNU ŞİAR EDİNMEK…

    YANİ BAZILARI GİBİ YAHU FASIKLARA VE KAFİRLERE YAKLAŞAMIYORUZ!!! BAHANESİ İLE CASCAVLAK BİR TIRAŞ VE SON MODA GİYİM İLE ONLARA BENZEMEK GAYRETİ BATILDIR!

    ÇÜNKİ;

    MÜMİN’E SAKAL KESMEK HARAMDIR…

    KAFİRLERE MUHALEFET FARZ’DIR…

    KAFİRLERE BENZEMEK HARAMDIR…

    KAFİRLERE İSLAMI TEBLİĞ ETMEK FARZ’DIR…

    KAFİRLERE SEVGİ DUYMAK HARAMDIR…

    İŞTE NEBEVİ METOD’A UYGUN OLANDA BUDUR…

    TASAVVUR EDELİM;

    ERKEK MÜMİN’LERİN ŞEKİL OLARAK SÜNNET OLAN,(FITRAT OLARAK SAKAL FARZ’DIR) BİR TUTAM SAKALLI OLDUĞUNU;

    MÜMİNE KADINLARIN TESETTÜRLERİNİN HZ. AİŞE ANNEMİZİNKİ(RA)GİBİ OLDUĞUNU;

    İŞTE O ZAMAN ESKİ GÜCÜMÜZE KAVUŞURUZ..

    AMA BU ANCAK VE KESİNLİKLE KUR’AN VE SÜNNET’İN EMRETTİĞİ NEFS TEZKİYE İLE MÜMKÜNDÜR…

    ÖNCE İŞE KENDİMİZDEN BAŞLAMALIYIZ..

    ANCAK BİZ, KAMİL MÜ’MİN OLURSAK, ALLAH (C.C) BİZE TESİR GÜCÜ VERECEKTİR..

    SELAM VE DUA İLE…

  5. Ömer demiş

    selamun aleykum kardeş,
    allah razı olsun inşallah en önemli konuyu ele almışsın….

  6. marifetullah demiş

    Aleykümselam ve rahmetullah.

  7. ramazan demiş

    cubbeli ahmet yalancıdır. sizi kandırıyor

  8. ramazan demiş

    cubbeli ahmet sapık ve yalancıdır

  9. ramazan demiş

    cubeli ahmetin sapık görüşlerine inanmayın o bizim hocalarımızı yalanlıyor

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>