El İlm Vel Fehmul Kur’an

Kur’anı Anlamak İlimden Geçer

‘GÜNCEL’ Kategorisi için Arşiv

Bir HİCRET Bin GÖÇ

Yazan: marifetullah Eylül 12, 2009

Tarihin her alanında, iyi olsun kötü olsun, sistemler kendi içlerinde bazı grup ve fikir akımlarını beğenmez ve onları bölgelerinden dışarı atmak için ellerinden geleni yaparlar. İçten dışa atmanın en güzel yolu ve yöntemi, baskı ve zulüm odaklı bir yaşantı vermektir. Verilen bir hak vardır fakat bu; hedef itibari ile sadece yaşama olanak sağlar, yaşarsın ölmezsin ama bir gün olsun gülmessinde. Bu portre sonucunu göçe, hicrete terkeder. Kurtuluşun özgürleşmenin adıdır, hicret. Gülünmeyen günlerin öcünün alınışıdır bir nevi. Bir başka deyişle dönüp hesap sormaya hazırlanmaktır. Zalimlere ve İnsanı yerinden yurdundan edenlere karşı bir hesaptır bu. Güçsüzlük durumudan güce koşuştur. Haksızlıktan hakka, imkansızlıktan imkanlara yürüyüşün adıdır, hicret.

Hicret; adanmış zihnin ve ömrün bereketlenmesidir; bereketli topraklardan istifade etmsidir. Değiştirmiş olduğun mekanın sana karşı olan baskınsından kurtulmaktır. Mutluluğa giden kapıları aramanın adıdır bazen de…

İşte bu duygu ve düşünceler içinde başlamıştı benim hicretim de… İstanbulda başlayan Doğuyla sonuçlanacak bir milattı bu benim için. Yabancı olduğum yerler değildi, gittiğim yerler. Ama artık bana kurtuluş ve özgürlük sinyalleri veriyordu sanki.

İstanbul görmeyeli değişmişti, 15 yıl öncesinden bugüne çok değişmeler olmuştu. Fatih bile renk kaybına uğramıştı gözümde. Eskinin osmanlısını hatırlatan Fatih camiinde bugünün Avrupasını anımsatan niceleri türemişti. Kedi-lerin bile bakışları farklıydı, onlar dahi gözlerini hırs bürümüşcesine eline bakıyordu insanların ve onca arkadaşı olmasına rağmen bütün payı ben almalıyım diyorlardı. Sokaklarında bir başka insan tipi türemişti, nedenselliğini düşünmeden yürüyen ve İslam’ı hatırlatan kavramları üzerlerinde barındıranÖrtünmeye çalışanlar vardı. Ama nedense Bu çalışkanlıkları hiç başarıya uğramamışçasına etekleri bir karış yukarda kolları yarısından çok açık, yüzlerinde Amerikadan ithal bir ton farklı renk! Tam tersine onların buhallerine alay edip ellerinden tutmayan bir grup Renkli Çarşaflı insan da sadece onların yanından geçerken cehennemi hatırlatıyor ve onlara kızıyor! Çook ilginç portreler bunlar, dışardan bakınca derin tefekkürler gerektiren ve yanlarına gidince iki tarafta da bir kin ve öfkenin olduğu İstanbul, fatih ve çarşamba üçgeninden, Amerika, İngiltere ve İsrail’e açılan bir üçgen diyalog masalı… İki tavrıda İlim kotasına yerleştirdiğinde içerisinden geçemeyecek tavırlar. Bir taraf ta Avrupa ve Açıklık özentisi Üstü paris altı Çarşamba modelleri, Bir taraftan da Tebliğ ve İrşad namına gözlerini bağlamış ve görmek istemezcesine bakir bakan Çarşamba ehli!

İstanbul yüzünü Kıbleden çevirmiş Avrupaya

Buna ne söz gerek nede Anlayış,

Yürekler İstatistiksel olarak kaymış gidiyor

Buna ne Akif söz söyler nede Necip…

Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Yazılarım, İLİM | » yorum bırak;

İçinden olması

Yazan: marifetullah Şubat 12, 2008

İnsan kendi canına kıyar mı? Sevdiğine gül atar mı? Tabiki hayır bizi yaralayan içimizden  birinin “dışımızda” bir yerde yer alması bizi iç ve dış kavramlarına karşı bakışımızı değiştirtiyor. Kim içimiz kim dışımız ayırmamız gerekirken, ikimizde ayrı bir kulvar belirlememize rağmen aynı düşünüyormuşuzu düşünmek bir başka sorunun

Yazı kategorisi: GÜNCEL | » yorum bırak;

Doğu ile Kitap Tavsiyeleri üzerine

Yazan: marifetullah Ağustos 21, 2007

Bismillah.

Saffet Bakırcı (Konyalı Tefsir Hocası)’nın dediği gibi siz Kur’anı baştan sona okuyup,anladınız; Buhari, Müslim, Ebu DAvut, İbn Mace, Tirmizi, Ahmed b. Hanbel, Beyhaki, Rüdani hadi bunlar bir yana Riyazüs Salihini okudunuz da mı benden Kitap tavsiyesi istiyorsunuz… D

Kitap Tavsiyeleri
1) Ahmed Kalkan ;Müslümanın Akaidi , Rağbet Yay
2) Ferit Aydın; İslamda İnanç Sistemi/Akaid KAHRAMAN YAYINLARI
3) Mehmed Alagaş, Din Gerçeği ve İslam(İnsan Dergisi Yay.)
4) Celalettin Vatandaş;Hz. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti Medine Dönemi (Pınar Yay)
5) Haris El Muhasibi, Er Riaye, İnsan Yay

Allah’a emanet olun.

dogu

Hoşgeldin Marifetullah;

Hepsi eğitim sisteminin suçu D Bir cümleyle çıkarım işin içinden.

Tavsiyeler için eşekkürler.

Allah’a emanet olun…

NOT: Tavsiye ettiğin ilk kitap ders kitabı mı yoksa öyle mi hazırlanmış bilinçli olarak? İlginç D Bir de asıl listeye girecek kitap hangisi? Gerçi numara verip sıraladığına göre ilk kitap ama ben yine de sorayım.

Your comment is awaiting moderation.

marifetullah

Yukarıda Tavsiye ettiğim kitaplar üzerinde çok durduğum ve çalıştığım Akaidin temellendirilmesi ile ilgilidir.

Ahmed Kalkan; İslami hassasiyetleri olan takva sahibi bir müslüman şahsiyettir ve araştırmacı kimliği ile Kur’an da yapmış olduğu bir kelime kavram çalışması ile bunu ispat etmiştir. Baştan sona kadar kur’an-da ki kavramları işlemiş ve inşaallah yakında kitaplaştıracaktır. Bu kadar Kur’an kavramları üzerine yoğunlaşmış bir zattan okuyacağınız bir akaid kitabı inanın İnancınızı ve külürel birikiminizi zenginleştirecek bir açılım sağlayacaktır.

Ferid Aydın; Doğuda bir şeyh iken İslam’ın tevhid akidesi ile tanışır ve Şeyhlik mertebesini bırakarak yurtdışında özel şirketlerde çalışır. Aynı zamanda iyi bir mütefekkir ve tasavvuf uzmanıdır. Arapça eserlerinin yanın da son zamanlarda türkçe eserler kaleme almaktadır, Çeviri eseri olan İslam tarihi okumaya değerdir. Aynı zamanda Rabıta adlı tasavvuf reddiyesi ile Ercüment Özkandan sonra belki en kapsamlı ve sistematik reddiyeyi yazmış ve biz okurların hizmetine sunmuştur. İslamda inanç sistemi ile kendi ilmi birikimini ortaya koymuş ve ince fukufiyeti ile İslam inancının Tevhidin, şirkin tüm yönleri ile aslını ortaya koymuştur.

Mehmed Alagaş; Yaşantısından ve kişisel gayretinden şüphe duymadığımız yazar, Dİn gerçeği kitabı ile türkiye de dinin nasıl anlatıldığını oysa asıl din kavramında kur’anın anlattığı konunun bambaşka olduğunu titizlikle işlemiştir. Her din bir yaşam şekli her yaşam şekli bir dindir, tezinin çok güzel bir ispatıdır. Diğer eserleri ile de 1990′lı yıllara damgasını vuran yazar, Romanlarıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

Celalettin Vatandaş; Tevhidi dünya görüşünü benimseyen ve hatta tek kelime ile özümseyen entellektüel ve olgun bir şahsiyet. Vahiyden kültüre adlı eseri ile bir çok insanın hayata bakışını değiştiren, Tevhidin insanı sarsan yönünü insanı baştan ayağa kuşatan yönünü çok iyi aktaran yazarın son kitabı olan Peygamberin hayatı 10 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Kitap Allah resulülü doğru anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitaptır.

Halis el Muhasibi; bizim Nefis Tezkiyemizi sağlayacak mutasavvuf bir alimdir. Takva Allah’a bağlılık ve Peygamber segisini hiç onun gibi anlatan olmadı. Okudukça kendinizi bambaşka alemlerde hissedeceğiniz bu günün modern psikoloklarından çok daha kaliteli bir ruh uzmanı.

Yukarıda ki liste konularına göre tavsiyelerdir.

Akaid
Siyer
Ahlak

Listede 1. okuma ve sonuncu okuma gibi bir kategorizasyona gitmedim. Lakin mutlaka okunmalıdır, düşüncesinde olduğum için bu 5 ismi saydım aslında okunmazsa da sorun olacak değil, yani kitaplar hiç bir şey kaybetmez okumayanlar kaybederler…

Yazı kategorisi: Akaid, Akaid Dersleri, Dergi, Dua, Ferit Aydın, Fıkıh, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Hadis, Kronolojik Okuma Listesi, Kur'an, Kütüphanem, Okunan Kitaplar, Siyer, TEVHİD, Türkiye, din, haber, kitap, oku, okumak, İLİM, İslam, İslami Programlar | 2 Yorum »

Kitap tavsiyeleri

Yazan: marifetullah Ağustos 16, 2007

Hazırlık okumaları

  1.  Biz müslümanmıyız_?                                      Muhammed Kutub
  2.  Dört Terim                                                                Mevdudi
  3.  Müslmanca Düşünme üzerine denemeler                     Rasim Özdenören
  4. Müslüman Şahsiyeti                                                    M. Ali Haşimi
  5. Davanın Esasları                                                         Hasan El Benna
  6. Yoldaki İşaretler                                                         Seyyid Kutub
  7. Yolların Ayrılış noktasında İslam                                  Muhammed Esed
  8. Yürek Devleti                                                             M. İslamoğlu
  9. Müslüman Küğltürü                                                     Yusuf El Kardavi
  10. Kendini Devrimci Yetiştirmek                          Ali Şeraiti

 

Tarih Okumaları

  1. Kur’an da Tarih Kavramı                                            Mazharuddin Sıddıki
  2. Tarih ve Toplum                                                         Murtaza Muttaharri
  3. İmamlar ve Sultanlar                                                   Mustafa İslamoğlu
  4. Tarih Bilinci                                                                Abdullah Yıldız
  5. İslami Diriliş Hareketi                                      Mustafa İslamoğlu
  6. Fahri Alem                                                                 Zeynel abidin  Ranhuna
  7. Hz. Muhammed                                                          Martin Lings
  8. Hz. Muhammed Hayatı ve Daveti                                Celalettin Vatandaş
  9. Mezhepler Tarihi                                                         Muhammed Ebu Zehra
  10. Medeniyet Tarihi                                                         Ali ŞEriati

 

Kur’an Ve Sünnet Okumaları              

  1. Kuranı nasıl anlayalım                                      Mevdudi
  2. Kuranı Anlamaya Giriş                                    Abdullah Yıldız
  3. Kuran ve Hayat                                                          Celalettin Vatandaş
  4. Hayatın Yeniden İnşası için                                          Mustafa İslamoğlu
  5. Temel Kaynağımız Kuran                                            Fevzi Zülaloğlu
  6. Sünneti Anlama da Yöntem                                         Hayri Kırbaşoğlu
  7. Sünnet Bilinci                                                              Beşir İslamoğlu
  8. Hadis Dersleri                                                             Beşir İslamoğlu
  9. Kuranda Kıyamet Sahneleri                                        Seyyid kutub
  10. Vahiyle Doğrulma                                                       Ramazan Kayan

 

Düşünce Okumaları

  1. İslam Davası                                                               Malik b. Nebi
  2. Doğu ve Batı Arasında İslam                                       Aliye İzzet Begoviç
  3. Yürek Fethi                                                                Mustafa İslamoğlu
  4. Çağdaş Kavramlar ve Düzenler                                   Ali Bulaç
  5. Gizli Dünya Devleti                                                     Milli Gazete
  6. Dine Karşı Din                                                Ali ŞEriati
  7. İnsanın Dört Zindanı                                                    Ali ŞEriati
  8. Medeniyet ve Modernizm                                           Ali ŞEriati
  9. İman Esasları                                                              İbn Teymiyye
  10. Modern Dünada Geleneksel İslam                               Hüseyin Nasr
  11. İbrahim ile Buluşma                                                     Ali ŞEriati
  12. Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları                    Cevdet Said

Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, Kitap Tavsiye Listesi, Mustafa İslamoğlu, TEVHİD, Türkiye, din, kitap, oku, İLİM, İslam | 3 Yorum »

Tevhid Daveti

Yazan: marifetullah Ağustos 2, 2007

 

Allah’a İman Tevhid Bir Dünya Görüşü

 

            İslamı diğer bütün dinlerden teolojiden, teozofiden ve ideolojik kurumlardan ayıran en büyük özellik TEVHİD ilkesidir. Hiçbir dinde Allah inancı İslam da ki kadar sağlam tutarlı ve evrensel boyutuyla mevcut değildir.

            TEVHİD  birlemek teklemek ve yalnızca kendine has özelliklerle diğer her şeyden ayrılmak demektir.

            TEVHİD islami akademi dilinde ise; Allah’ın; bir, tek, yegane, eşsiz, denksiz, noksansız, doğmamış ve doğrulmamış olduğuna iman etmektir.

            Yüce TEVHİD inancına sahip mü’min kişiye “Muvahhid” veya “Hanif” denir. Muvahhid; şirkin hertürlüsünden ve tüm cahili anlayış ve yaklaşımlardan uzak Kur’an-ı Kerim’in yaklaşımına uygun ve gerçek anlamda Allah (subhanehu)’nun varlığına ve birliğine iman eden kimsedir.

            TEVHİD; hayat ve kainat yasalarında olduğu kadar İslam anlayışında “Sosyal”, “Siyasal” ve “Toplumsal” disiplininde kaynağıdır. Çünkü muvahhid kişi Allah”tan korkar ve sever. Yani Arapça Reca ve Havf arası bir disiplin şuurudur İslam dini. Dolayısıyla Allah’la arasına girebilecek hertür sevgi onun için tehlikelidir. Allah’ın emir ve yasaklarını zamanla zorlayıcı sebeplerle veya sıradan nedenlerle çiğnese bile daha sonra derin bir pişmanlık duyar ve tövbe eder.

            Her şey Allah’ın varlığı, birliği, eşsizliği ve sonsuzluğu eksenin de varolmuştur.

            Geçmişten        Geleceğe

            Zamandan        Mekana

            Merkezden      Çembere

            Ruhtan             Maddeya

            Sebepten         Sonuca

            Sükundan        Harekete

            Ne varsa fiziki veya metafiziki, bilinen veya bilinmeyen, olmuş yada olacak her şey ancak bu eksene (Allah dilemesi ve bilmesi) eksenine bağlı olarak söz konusudur. Dolayısıyla Muvahhid kişi tüm yaşamını hiçbir zaman bu eksenin merkezkaçından çıkmayacak şekilde sürdürmek zorunda olduğunu bilir. TEVHİD yaşamını tercih eden insan günaha sürüklenmiş dahi olsa Allah eksenli düşünce çizgisinden sapmaz. Çünkü dönüş yalnızca onadır. Bu bağlamda yaşayan için ölümün davası adına olması Şehadet çizgisini oluşturur ki “Madem ölüm tek bir defa gelecek oda neden Allah yolunda olmasın” düşüncesini zihinden ve eylemlerinden hiç çıkarmaz.

            TEVHİD ehli dönemsel bazı enstantenenelerin etkisinde kalmış ve siyasi zorbalıkların olduğu demokrat anlayışa isteksiz yönelmiş olabilir. Bu kin duyduğu kafire karşı Müslüman destekleme isteği onun tevhid düşüncesini terk ettiği dava düsturlarından ödün verdiği veya ideolünden vazgeçtiği anlamında değildir. O zalime karşı susan dilsiz şeytandır evrensel düsturu ile yönelişini sürekli kontrol eder kimin yanında olduğunu ve bunun nedenlerini zihninde sorgular.

            Muvahhid şirk ve şirk hükmünde ki suçlar hariç, günah işlemekle affedilmeyeceği düşüncesine kapılmaz ve günahı alışkanlık haline getirmez.

            TEVHİD; İmanın temel taşı olarak müminin yaşamını yönlendirir ve her adımda her nefeste ve her davranışta onun hayat disiplinini sağlayan tüm yasaların kaynağıdır. TEVHİD Mu’mine; meşru helal ve mübah davranışlarda hareket serbestisini tanıyan geniş yıldızların üzerinde dalgalanan yüce bir bayraktır. Dolayısıyla dünyada ki tüm bayraklar bu yücelik yanında küçük kalır.

            TEVHİD Tarihin her döneminde (devrinde) müminler en acımasız zalimlerin ve en kanlı dikdatörlerin karşısında hatta idam sehpalının üzerinde İman-Tevhid bağının kopmaz sağlamlığını “Ben Allah’tan başka kimseden korkmam ve Allah’tan başka kimseye boyun eğmem” sözleriyle haykırmışlardır. Bu söz Bilal-i Habeşi’den Bediüzzaman Said Nursi’ye, Yasir’den Seyyid Kutuba, Ahmed Yasin’den Şamil Basiyev’e, Hattab’tan Hasan El Benna’ya, İskilipli Atıf Hoca’dan Hz. İmam Hüseyin’e kadar zulme uğramış tüm İslam kahramanlarının yüce sinelerinden ve pak alınlarından gerçek bir özgürlük nişanı olarak gözleri kamaştırmaktadır.

Yazı kategorisi: Akaid, Fıkıh, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Siyaset, TEVHİD, Türkiye, oku, İLİM, İslam | » yorum bırak;

Rahatsız olmak, Rahat olanlara kafa tutmaktır.

Yazan: marifetullah Haziran 21, 2007

İnsanların rahatsız olduğu veya kabul etmekte zorlandığı her türlü fikri ve ideolojk anlayış, içerisinde hakikatten bir pay saklar fakat hakikatin aslını oluşturmazlar. Hakikatin aslını oluşturduğunu düşünerek ortaya konulan her türlü fikir ve ideolojide insanlara zulmeden bir düşüncenin ürünüdür ve belli sayıda ki insanlara hizmet etmeye yarar.

Aslolan’a uymak, aslını bulmakla sonuçlanır. Asıl da bu dünya da görülmez sadece pay sahibi olunur. Aslın görüleceği yer ahirettir. Bu yüzden doğrunun bir parçası elinizde ise lütfen insanlara ben doğrunun ta kendisiyim demeyin. Karşınızdakinin doğrudan pay sahibi olmadığını düşünmek, kendi doğrusunu insanların putlaştırmalarından  kaynaklanır. Put istemediği halde hakkı ona verenlerin oluşturduğu bir zihin virüsüdür. Put olmayı isteyen Tağut olur. Putlardan ve Tağutlardan sakınanlara selam olsun.

Yazı kategorisi: Akaid, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, din, haber, İLİM, İslam | 1 Yorum »

Bilinmezliği bilmek…

Yazan: marifetullah Haziran 1, 2007

Ayrılık; karşı konulmaz başlangıcın ilk adımı. Son; başlayacağı kesinleşmiş günün ertelenmeyen gerçeği. Ve dost; ayrıldığında canından parça koparan, sonların en dayanılmazı, gözyaşlarının teslim olup kendini bıraktığı can alıcı nokta…

Kimi kaçınılmazlıklar bir  zorlamanın ürünüdür. İçbaskının dayanılmaz olduğu noktada patlak verir ve geri dönüşü imkansız sabahın muştusudur bu. Kaçamazsınız bu sonradan, patlak vereceğini bildiğiniz kaçınılmazlıklardan. Bazen bir yolculuktur kaçamadığınız; ucunda uçurumu görürsünüz de durduramazsınız aracınızı. Çünkü kaçınılmazlığın hızını almışsınızdır bir kere. Bazende bir hicret akşamıdır; her şey bitmiş eviniz hicret mekanına gitmiştir artık. Geri döneyim deseniz arkada bıraktığınız küçük köhne evinizde kiralanmıştır başkalarınca, önünüzü göremediğiniz bir boşluğa açılan kapının anahtarı elinizdedir. Sevinçle üzüntüarası düştüğünüz karanlık ve iç karartıcı tablo artık hangi yana baksanız sizi takip etmektedir. İşte o an yapabileceğiniz hiç bir şeyin kalmadı, karamsarlığın tavan yaptığı, üzerinizde kaldıramayacağınız yükleri hissetmeye başladığınız an; Hasbin Allah venivmel vekil der ve devam edersiniz mecburi istikametinize. Çünkü artık kaçınılmazlığın ilk adımı atılmıştır karanlıklara… Bilinmezliğin gücü kadar ağır bir yük dünya yüzeyinde bulunamaz. Bilinen en büyük güçlüklere bir çare olunurda, bilinmezlik duvarının ardında bulunana çare bulamazsınız. Düşleriniz bazen bilinmezin bilinen yüzüdür. Gördükleriniz ise arkası keşfedilmeye muhtaç derin kuyular olabilir.

Eğer ki bilerek karanlığı seçmişseniz. Ya hak etmişsinizdir, yada hakkınızı elde etmişsinizdir. Kaçınabileceğiniz tek şey gördüğünüz veya teklif edilen karanlıkta ilk anınızı iyi değerlendirip biraz süre istemektir.Süre istemeden karar vermek hak edişinizin adıdır. Süre isteyip karar vermeniz sonucunda hakkınızı elde etmeniz anlamına gelir.

Sürenizi iyi değerlendirin. Azlığa esir olanlar, çokluğun kölesidirler. Bulunduğu yerin farkında olmak en büyük erdemdir. Nihayetinde azlığa kanaatin adı aslında konumunun adını bilmekten geçer. Kanaat edemeyen esir olur, tutsağı olur şükürsüzlüğün. Çokluğa hayatını adadığı içinde ona köledir. Onun uğruna her şeyi yapar.

Sonuçta bilinmezlik çıkmaz sokaktır. Hicrette bir bilinmezliktir. Sadece gaye farkıyla…

Yazı kategorisi: GÜNCEL, İLİM, İslam | » yorum bırak;

İkra 5 hazırlanma aşamasında

Yazan: marifetullah Mayıs 29, 2007

İKRA 5
Allah’ın Selamı üzerinize olsun Değerli Arkadaşlar Allah cc. Nasip ederse İkra5 adlı çalışmamıza başlıyoruz sizden ricamız tanıdığınız yazar ve yayınevlerinden cdmizde kulanabilmemiz  için kitap istemenizdir. Bu konuda görüş ve önerilerinizi bekliyoruz. irtibat bölümümüzden bizimle iletişim kurabilirsiniz. Selam ve Dua ile.
Gönderen admin, Pazar, 13 May 2007 07:13, Yorumlar(1)
Yorumlar function makesure3() { if (confirm(‘Yorumu Silmek İstiyormusun?’)) { return true; } else { return false; } }
marifetullah
30 May 2007
Allah bu çalışmanızı da diğerleri gibi bereketli kılsın ve sizleri bu konuda muvaffak eylesin.
1) Akabe vakfının sunduğu veya daha farklı camiaların verdiği kitap okuma listesi yayınlayabilirmisiniz CD’de.
2) 4 tane çıkardığınız cd’nin inşaallah 5.si çıkarılacak ama aradan fazla zaman geçmediği için sürekli bir tekrar havasına bürünmesi CD için olumsuz bir imaj oluştrmaz mı ?
3) CD de Dergiler ve tanıtımları ayrıca arşivleri konulabilir mi çok eski dergilerden bahsediyorum. 1980 li yılların dergileri veya daha gerisi.
4) Yazarlardan CD hakkında özel bir makale kaleme almaları istenilebilir. Hem çalışmalara destek olunması hemde okumaya biraz daha teşvik olması için iyi olur zannımca.
5) İslami Eğitim konu başlığı altında DAvet merhaleleri ile ilgili bir çalışma yapılabilir mi yani birinci madde de söylemiş olduğum kitap listesi merkezli davetin merhale merhale tekrar belki gündeme alınması bunu da bir program şeklinde sununlması iyi olabilir.
6) Boyutu biraz fazla kaplar belki ama Saffet Bakırcı veya m.İslamoğlu gibi hitabeti iyi kişilerin belki 5 adet şahsın sohbetlerinden derlemeler konulabilir.
7) Çok şey istiyorsun diyeceksiniz ama; Kitap arama katoloğu ile ilgili bir bölüm konulabilir. Örneğin seçilmiş yayınevlerinin kitaplarını ve fiyatlarını bulabileceğimiz ufak bir program eklenebilir.
İkra Cd sini kullanan kişilerin çoğunluğu İnternet kullanıcılığı da yaptığı için Bir link arşivi bölümü eklenebilir. Kur’an, Hadis, Fıkıh gibi bölümlerin içinde de olabilir ayrı olarak bir link arşivi başlığı altında da bu şekilde bir arşiv hazırlanabilir.
9) Cihad’a teşvik veya Filistin ile ilgili görüntülerin (videoların) olduğu bir bölüm olabir.
10) 3. versyonda yapmış olduğunuz çocuklar için bölümüne benzeyen bir bölüm olabilir. Kadınlara has ayrı bir bölümde olması onların ayrıca ilgilerini biraz daha çekeceği kanaatindeyim. Çünkü insan Cdnin içeriğine bakınca önce ilgisini çeken konu benimle ilgili bir bölüm varmı diyerek yanlı bakıyor.İnşaallah abarttığımı ve boş şeyler yazdığımı düşünmezsiniz. Bu sadece kate gorik bir zihin yapısına sahip olan benim fikrimdir. Allah’a emanet olun (Aklımdan geçirdiğim bu türden daha çok bölüm varda ben haddimi aşmak istemedim.)

Alıntı : http://www.ikraislam.biz/index.php?ind=news&op=news_show_single&ide=19

Yazı kategorisi: Fıkıh, Genel, GÜNCEL, Gündem, Hadis, Kur'an, TEVHİD, Türkiye, Yazılarım, haber, İslam, İslami Programlar | » yorum bırak;

Göç Hicret…

Yazan: marifetullah Mayıs 13, 2007

Tarihin her alanında, iyi olsun kötü olsun, sistemler kendi içlerinde bazı grup ve fikir akımlarını beğenmez ve onları bölgelerinden dışarı atmak için ellerinden geleni yaparlar. İçten dışa atmanın en güzel yolu ve yöntemi, baskı ve zulüm odaklı bir yaşantı vermektir. Verilen bir hak vardır fakat bu; hedef itibari ile sadece yaşama olanak sağlar, yaşarsın ölmezsin ama bir gün olsun gülmessinde. Bu portre sonucunu göçe, hicrete terkeder. Kurtuluşun özgürleşmenin adıdır, hicret. Gülünmeyen günlerin öcünün alınışıdır bir nevi. Bir başka deyişle dönüp hesap sormaya hazırlanmaktır. Zalimlere ve İnsanı yerinden yurdundan edenlere karşı bir hesaptır bu. Güçsüzlük durumudan güce koşuştur. Haksızlıktan hakka, imkansızlıktan imkanlara yürüyüşün adıdır, hicret.

 Hicret; adanmış zihnin ve ömrün bereketlenmesidir; bereketli topraklardan istifade etmsidir. Değiştirmiş olduğun mekanın sana karşı olan baskınsından kurtulmaktır. Mutluluğa giden kapıları aramanın adıdır bazen de…

 İşte bu duygu ve düşünceler içinde başlamıştı benim hicretim de… İstanbulda başlayan Doğuyla sonuçlanacak bir milattı bu benim için. Yabancı olduğum yerler değildi, gittiğim yerler. Ama artık bana kurtuluş ve özgürlük sinyalleri veriyordu sanki.

İstanbul görmeyeli değişmişti, 15 yıl öncesinden bugüne çok değişmeler olmuştu. Fatih bile renk kaybına uğramıştı gözümde. Eskinin osmanlısını hatırlatan Fatih camiinde bugünün Avrupasını anımsatan niceleri türemişti. Kedi-lerin bile bakışları farklıydı, onlar dahi gözlerini hırs bürümüşcesine eline bakıyordu insanların ve onca arkadaşı olmasına rağmen bütün payı ben almalıyım diyorlardı. Sokaklarında bir başka insan tipi türemişti, nedenselliğini düşünmeden yürüyen ve İslam’ı hatırlatan kavramları üzerlerinde barındıranÖrtünmeye çalışanlar vardı. Ama nedense Bu çalışkanlıkları hiç başarıya uğramamışçasına etekleri bir karış yukarda kolları yarısından çok açık, yüzlerinde Amerikadan ithal bir ton farklı renk! Tam tersine onların buhallerine alay edip ellerinden tutmayan bir grup Renkli Çarşaflı insan da sadece onların yanından geçerken cehennemi hatırlatıyor ve onlara kızıyor! Çook ilginç portreler bunlar, dışardan bakınca derin tefekkürler gerektiren ve yanlarına gidince iki tarafta da bir kin ve öfkenin olduğu İstanbul, fatih ve çarşamba üçgeninden, Amerika, İngiltere ve İsrail’e açılan bir üçgen diyalog masalı…  İki tavrıda İlim kotasına yerleştirdiğinde içerisinden geçemeyecek tavırlar. Bir taraf ta Avrupa ve Açıklık özentisi Üstü paris altı Çarşamba modelleri, Bir taraftan da Tebliğ ve İrşad namına gözlerini bağlamış ve görmek istemezcesine bakir bakan Çarşamba ehli!

 İstanbul yüzünü Kıbleden çevirmiş Avrupaya

Buna ne söz gerek nede Anlayış,

Yürekler İstatistiksel olarak kaymış gidiyor

Buna ne Akif söz söyler nede Necip… (ü.u)

Yazı kategorisi: Akaid, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Tarih, Türkiye, Yazılarım, din, haber, İLİM, İslam | » yorum bırak;

Tevhidhabere yorum

Yazan: marifetullah Mayıs 9, 2007

Sapla samanın karıştğı bazı dönemler olur, sap desen değildir samana benzetsen eleştirirler. Ama şu anda belirginliğin daha ayyuka çıktığı bir tablo ile karşı karşıyayız. Din baırtıları yaparak dindar insanlara laf atan (dindüşmanı) layık ! zihniyet AKP’ye Tevhidi düşünen bir çok insanın bağlanmasına veya oy atmasına neden olacaktır. 20 yıl önceki zihinden bugün geriye küller kaldı, ılımlı islam anlayışını yerleştirmek isteyen ABD militanları, topu bize teslim ederek; sen zahmet etme amerika biz zaten ılımlıyız dercesine zihin inşası adına zihnin iflasına sürükledi bizleri.  

Sandıkları eskinin sistem karşıtları dolduracak şimdi! Ne uğruna; iki kendini bilmez Ebu lehebin, çığırtkanlıkları ve bağırtkanlıkları uğruna. Dava adamları âma adamlar oldular sanki, kavramlar ters düz edilmişti düzeldi derken şimdi yeniden kavramların değiştiğini zihin inşası adıyla, yeni bir din anlayışı sürecine girdiğimizi görüyoruz.  

Sistem yaltaklarına, sistematik çözüm bulduk sistemin çarkına takılmamak için sistemin göbeği olduk… Vesselam. Abdurrahman b. Hasan

 

http://www.tevhidhaber.com/author_article_detail.php?id=888

Yazı kategorisi: Akaid, Dergi, Fıkıh, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Siyaset, Türkiye, Yazılarım, din, haber | » yorum bırak;

Gündeme Dair Sözler 1

Yazan: marifetullah Nisan 28, 2007

Güncel;

Basında ve yayında bulunan bazı kitle ve gruplar, bilerek ve isteyerek; sonuçlarının ne olduğu üzerinde (pek düşünmeksizin) durmaksızın, toplumun istek ve arzularını (Seçme ve seçilme noktasında) frenlemeyi, frenkleşmek uğruna; meşru saydıkları için yoğun bir psikolojik baskı ortamında yaşamaya bizleri mecbur bırakmaktadırlar. Bu ortam ve atmosfer toplum genelinde önceki dönemlerde 20 yılda bir tekrar ederken; zamanın ilerleyişi kitlesel ulaşım araçlarının fazlalaşması, küreselleşme ve modernizmin etkileri ile 10 yıla düşmüştü. Şuan da ise Kriterler zorlanarak ve insanın düşüncesine pranga vurmak kaydıyla, toplumsal erozyon oluşturup yeşermek üzere olan bilinç kuşağı felç edilmek istenmekte ve bu süre zannımca 5 yıla indirgenmektedir. Her 5 yılda bir zihinsel kaos, vatan elden gidiyor bağırtıları, bu insanlar neden örtülü soruları, açıklanamayan örtülü ödenekler, susurluklar, gizli dosyalar, takipler, JİTEM , MİT, CIA ve MOSSAD gibi insanların anlamadıkları fakat ürkmeleri gerektiği izleniminide üzerlerinden atamadıkları bir çok gündemle günleri sarsılmakta ve korkutulmaya, sindirilmeye, içselleştirilip, ferdileştirilmeye itilmektedirler.

Bu bağlamda müslümanlar: Dünyanın müslümanlar üzerinde kurmaya çalıştığı ılımlı islam projesi doğrultusunda ne yazık ki yönlendirilmekte ve zihinleri bulandırılmaktadır. Yetişen genç kuşak; anlamanın ötesinde dinlemek bile istemediği bir çok gündemin içinde bulmaktadır kendini ve daha çok fertçi bir yaşamasürüklenerek, düzene uygun kafa yapısına sahip olmaktadırlar.

Toplumun sürüklendiği ve çekilmek istendiği alan kamu içi veya dışı farketmez, demokrasi ile bağlantı kurulamayacak şekilde sert ve laiklik mefhumuyla uyuşmayacak biçimde katı ve gaddardır. Ortaya koymuş oldukları kavram (put) ve anlayışları kendi elleri ile hiçe sayan belli bir toplum ne yazık ki insanın yaşam alanını daralttığı gibi zihin ve psikolojik yapısına da zarar vermektedir.  İnsanlığın bu gibi durumlar da yapması gerekenin ne olduğunu bir kenara bırakıp şu anda ne yapmamamızın gereklerini düşünmeliyiz. Çünkü geri dönüşü sert ve keskin olucak her tür davranış ve tavır, çiçeklerin kırılmasına, güllerin solmasına neden olacaktır.

1) Depresyonik tavırlar sergilemeyerek biraz sakin olunmalı ani tepkilerle hata yapılmamalıdır. Her muhtıra bağırtıları ardından sokağa çıkıp eylem yapmak bu gibi durumlarda darbenin adımlarını atmak olur. Zaten amaçta bu ortama insanların çekilmesini sağlamak olduğu için bu oyuna gelinmemelidir. (Bu dönem medyanın ve kitlelerin kışkırtılma dönemidir. Kışkırtıcı fikir akımlarının yaygınlaştırılıp kafaların karıştırılarak, kimin doğru kimin yanlış olduğunu anlamaya çalışan insanlar çok kolay yönlendirilebilir. Çabuk karar değiştirilir, sürü halinde bir yöne istenmeden itilebilinir.)

2) Bilinçlenilmeli ve doğru kaynaklara başvurulmalı, yanlış kaynak ve haberlere özellikle bir yöne kasti şekilde yöneltmelere dik ve keskin tavır alınmalıdır. Tarafgil olunmalı objektiflik adı altında safsatalara kulak vermemelidir.

 Düzenini kuran ve bozulmasını istemeyen bazı kesimler(Laik ve Atatürkçü geçinen) şuanda sokaklarda bildiri ve bilinçlendirme adı altında toplumu ayağa çağırıyor, oysa şuan ayağa kalkama değil sakin olma zamanı. Birbirimizi anlama zamanı sakin ve emin adımlarla ilerki adımlarımızı daha temkinli atma anıdır.

Unutmayalım ki bu dönem peygamberin yaşamadığı bir dönemdir. Onun talip olduğu yer devletin başı değildir. İstese idi ona o makam daha ilk günlerde verilicekti zaten.

Süleyman a.s ve Belkıs’ın dönemi dikkatli okunduğunda bizim adil bir düzenekte yaşama hakkımızın olduğunu ve bu yüzden adalete destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Amacımız Adalet üzere olmak ve Adil düzende düzenek çarklarında yok olmadan sağlam ve dik tavır takınmaktır. Adalet ayakta kalacaksa zulmün tüm okları üzerime gelsin… Vesselam

 (Abdurrahman b. Hasan)

Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Siyaset, TEVHİD, Tarih, Türkiye, Yazılarım, haber, İLİM, İslam | » yorum bırak;

Linkler ve Kitaplar…

Yazan: marifetullah Nisan 21, 2007

Eskiden kitap listelerinin olduğu yazırlar veya kitaplar çok dikkatimi çekiyordu şimdi linklerin oldğu bir internet sayfası. Böyle olunca kendime bir soru yöneltiyorum, kitaplarda mı sorun var, bende mi? Cevabın bende olduğu çok açık ama şurası da bir gerçek ki İnternette sanki insanlar kendilerini daha iyi ifade ediyorlar. Kitaplarda saatlerce anlatamayacağınız derdinizi bir internet sayfasında iki tıklama ile halledebiliyorsunuz.

 Bir sitede ki tıklanan linklere veya katagorilere baktığınız da insanın düşünce yapısını, okuduğu kitaplarıdan çıkardığı sonuçları, bulunduğu grubu veya psikolojik atmosferini bile keşfetmeniz mümkün. Linler bir dünya görüşüne sahip insanların tıklanıp o dünya görüşünü paylaşması için sitelerine yerleştirdikleri birer internet sayfacıklarıdır. Bir bağlantı noktası belki bir anlayış biçimidir. Nasıl google, Yahoo veya Mynet gibi arama motorları linkler sayesinde insanların ne aradıklarını nerde bulacaklarını tarif ediyorsa aynen bunun gibi sayfaların içinde ki linkler de aynı görevle çalışır arama yapmanızı kolaylaştırıyor.

Ne ararız İnternetten? Bilgi mi, Video mu?, sanırım çoğunluğumuz yavaş yavaş video deme eğilimindeyiz. Çünkü okumak uzun uzun yazılarla başbaşa kalmak ilgimizi çok çekmemeye başladı. Fikirlerin savaştığı değilde paraların savaştığı bir kapitalizmin içine düşüşümüzden olsa gerek, artık okumak ve bir şeyler insanlarla paylaşmak içimizden gelmiyor sanırım…

Okumanın en tatlı olduğu dönemler: Konu internet ve linkler olduğu için, bu sorunun bu makalede ki yeri İnternetin olmadığı zamanlar olacaktır. Ama bu işin latifesi insanların kendilerine okumak için ayrı zamanlar ayırması gerekiyor öncelikle ve kendini tartması gerekiyor hangi zaman benim için en uygun, İstanbuldaysa İETT otobüsünün körüklü olan kısmına yaslanarak kitap okuyabileceği gibi, Ankara da başkentin kucağında ise EGO işletmelerinin o ağırbaşlı otobüslerinde salına salına kitabını okuyabilir. İZULAŞ ile İzmirde Mehmet Alagaş’ın kitapları da bir başka okunsa gerek…

Tabi burada İnternet kullanımı olmayacağı ve linkler diyarında seyahat edilemeyeceğine göre mecburi kitap okuma alanı olduğu için otobüsleri söyleme gereği hissettim. Yoksa Dizüstü ile otobüste sörf yapmayı düşünüyorsanız işiniz zor çünkü otobüsten indikten sonranız biraz zor olur. Bilgisayar kullanduğınızı gören kendini bilmez sokak serserileri yolunuzu kesmek için an kolluyorlar dikkat edin.

 Şimdi ben kendi kurduğum bu sitede sokakta yaşadığım olayları birebir yansıtabilirmiyim. Hayır. Çünkü site içeriği buna uygun değil. Sitem İlim ile ilgili olmayıp, Filim ile ilgili olsaydı derdim ki Arkadaşlar Asterix Vikinglere Karşı (2006) vizyona girdi gidin izleyin. Ama bunu söyleyemiyorsam buda sitelerin aslında Dikkat çekiciliği olduğu kadar Yanıltıcılığının da olduğu anlamına gelmektedir. Sinema sitesi kuran bir kişi acaba hayatının tüm alanlarını sinemaya mı has kılmıştır sizce? Veya çok başlıklı geniş içerikli bir site gerçekten de kurucularının olmazsa olmazlarımıdır; yani her başlık onları mı yansıtıyordur; bence bunların cevabı hayır.

Konuyu toparlayalım. Sözün özü kitap ayrı bir alem internet ayrı bir alemdir. Hangi alemi seçerseniz o size kapılarını açar. İnternetin kapısını zorlarsanız zarar görürsünüz. İlmin kapısınız Çalarsanız açılır ve huzur bulursunuz. Link aleminde boğulmamanız dileklerimle…

Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, din, İLİM, İslam | 1 Yorum »

İSLAMDAN KOPAN KAVRAMLAR

Yazan: marifetullah Nisan 10, 2007

http://www.islamdankopankavramlar.com/zikir_ehlizikir.html

İSLAM’DAN KOPAN KAVRAMLAR

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
Bu defa sizlere, İslâm’dan kopan kavramların bir tanesinden olan, Allah’a yönelmekten; bir başka ifadeyle, Allah’a ulaşmayı dilemekten (ruhunu hayatta iken Allah’a ulaştırmayı dilemekten) bahsetmek istiyoruz.
Hepinizin bildiği gibi, dînler yoktur. Bir tek dîn vardır. Hz. Âdem’den Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e kadar gelen tek bir dîn vardır. Hristiyanlık diye, Yahudilik diye ve İslâm diye ayrı ayrı dînler olmamıştır.
Detay
 
MÜ’MİN OLMAK
Bizim âlimlerimiz her kelimeyi lûgat mânâsından hareketle mânâlandırmışlardır. İşte problem buradan kaynaklanıyor. Mü’min kelimesi îmân kelimesinden gelir. Îmân; inanmak, inanç demektir. Mü’min de inanan ya da inancın sahibi demektir ki her ikisi de aynı mânâya gelir. Allahû Tealâ buyuruyor ki:
40/MU’MİN-40: Men amile seyyieten fe lâ yuczâ illâ mislehâ, ve men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe ulâike yedhulûnel cennete yurzekûne fîhâ bi gayri hisâb(hisâbin)
Kim seyyiat (şerr, derecat düşürücü ameller) işlerse mislinden daha fazla cezalandırılmaz. Kadınlardan veya erkeklerden kim amilüssalihat (nefsi ıslâh edici ameller, nefs tezkiyesi) yaparsa işte onlar, mü’minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve orada hesapsız rızıklandırılacaklardır .
Detay
 
HİDAYET VE DALALET

Konumuz; hidayet. Konumuza hidayetin tanımıyla başlayalım inşaallah. Hidayet, insan ruhunun Allah’a ulaşmasıdır. Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:
3/AL-İ İMRAN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve sizin dîninize tâbî olandan başka kimseye inanmayın. (Habibim) de ki: Hiç şüphesiz HİDAYET, Allah’ın (Kendisine) ulaştırmasıdır. (İnsan ruhunun ölümden evvel Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin başka birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katında (sizlerle) tartışacakları için mi (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Hiç şüphesiz fazl, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, VÂSİ’un ALÎM’dir. (Allah herşeyi kuşatan ve herşeyi bilendir.) Detay

 

İSLAM’A TERS DÜŞEN HURAFELER

BÜTÜN RESULLER PEYGAMBERDİR

Allah’a sonsuz hamd ve şükrederiz ki bir defa daha bizleri beraber kıldı. Konumuz: Kur’ân’a ters düşen hurafeler, insanların Kur’ân’a ters düşen uydurmaları. Bu hurafelerden bir tanesi de: “Bütün resûller nebîdir.” ifadesidir.
Akaidin birinci ayağı olan: “Bütün nebîler resûldür.” ifadesi, Kur’ân’a tam olarak uymaktadır. “Bütün resûller nebîdir.” ifadesi ise Kur’ân-ı Kerim’e birçok yönlerden ters düşmektedir.
Evvelâ konuya 1. cepheden girelim. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de risaletle hiç ilgisi olmayan resûllerden bahsetmektedir. Firavunun Hz. Yusuf’a gönderdiği alelâde bir ulak (haberci) Kur’ân’da resûl adıyla geçmektedir

Yazı kategorisi: Akaid, GÜNCEL, Kur'an | » yorum bırak;

Esselam

Yazan: marifetullah Mart 17, 2007

Allah’ın Esselam ismi ile; Esenlik yurduna sizleri çağırıyoruz. İslam olma bilinci bir ilme dayanmaktadır. Bu ilmin başlangıcı Akaid’tir. Akaid neyi neden yaptığını bilme bilincidir. Akaid Tevhidi haykırışın anahtarı Kur’an ve Sünneti anlama usulüdür. Akaid temizlenmektir; Tağut’tan, Küfür’den, Şitk’ten ve Her türlü şeytani ideolojilerden kendini sıyırıp, Tevhid’e Tek olan İlah’a Adalet devletine yönelişin adıdır.

Yazı kategorisi: GÜNCEL | » yorum bırak;