‘İLİM’ Kategorisi için Arşiv
Yazan: marifetullah Eylül 12, 2009
Tarihin her alanında, iyi olsun kötü olsun, sistemler kendi içlerinde bazı grup ve fikir akımlarını beğenmez ve onları bölgelerinden dışarı atmak için ellerinden geleni yaparlar. İçten dışa atmanın en güzel yolu ve yöntemi, baskı ve zulüm odaklı bir yaşantı vermektir. Verilen bir hak vardır fakat bu; hedef itibari ile sadece yaşama olanak sağlar, yaşarsın ölmezsin ama bir gün olsun gülmessinde. Bu portre sonucunu göçe, hicrete terkeder. Kurtuluşun özgürleşmenin adıdır, hicret. Gülünmeyen günlerin öcünün alınışıdır bir nevi. Bir başka deyişle dönüp hesap sormaya hazırlanmaktır. Zalimlere ve İnsanı yerinden yurdundan edenlere karşı bir hesaptır bu. Güçsüzlük durumudan güce koşuştur. Haksızlıktan hakka, imkansızlıktan imkanlara yürüyüşün adıdır, hicret.
Hicret; adanmış zihnin ve ömrün bereketlenmesidir; bereketli topraklardan istifade etmsidir. Değiştirmiş olduğun mekanın sana karşı olan baskınsından kurtulmaktır. Mutluluğa giden kapıları aramanın adıdır bazen de…
İşte bu duygu ve düşünceler içinde başlamıştı benim hicretim de… İstanbulda başlayan Doğuyla sonuçlanacak bir milattı bu benim için. Yabancı olduğum yerler değildi, gittiğim yerler. Ama artık bana kurtuluş ve özgürlük sinyalleri veriyordu sanki.
İstanbul görmeyeli değişmişti, 15 yıl öncesinden bugüne çok değişmeler olmuştu. Fatih bile renk kaybına uğramıştı gözümde. Eskinin osmanlısını hatırlatan Fatih camiinde bugünün Avrupasını anımsatan niceleri türemişti. Kedi-lerin bile bakışları farklıydı, onlar dahi gözlerini hırs bürümüşcesine eline bakıyordu insanların ve onca arkadaşı olmasına rağmen bütün payı ben almalıyım diyorlardı. Sokaklarında bir başka insan tipi türemişti, nedenselliğini düşünmeden yürüyen ve İslam’ı hatırlatan kavramları üzerlerinde barındıranÖrtünmeye çalışanlar vardı. Ama nedense Bu çalışkanlıkları hiç başarıya uğramamışçasına etekleri bir karış yukarda kolları yarısından çok açık, yüzlerinde Amerikadan ithal bir ton farklı renk! Tam tersine onların buhallerine alay edip ellerinden tutmayan bir grup Renkli Çarşaflı insan da sadece onların yanından geçerken cehennemi hatırlatıyor ve onlara kızıyor! Çook ilginç portreler bunlar, dışardan bakınca derin tefekkürler gerektiren ve yanlarına gidince iki tarafta da bir kin ve öfkenin olduğu İstanbul, fatih ve çarşamba üçgeninden, Amerika, İngiltere ve İsrail’e açılan bir üçgen diyalog masalı… İki tavrıda İlim kotasına yerleştirdiğinde içerisinden geçemeyecek tavırlar. Bir taraf ta Avrupa ve Açıklık özentisi Üstü paris altı Çarşamba modelleri, Bir taraftan da Tebliğ ve İrşad namına gözlerini bağlamış ve görmek istemezcesine bakir bakan Çarşamba ehli!
İstanbul yüzünü Kıbleden çevirmiş Avrupaya
Buna ne söz gerek nede Anlayış,
Yürekler İstatistiksel olarak kaymış gidiyor
Buna ne Akif söz söyler nede Necip…
Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Yazılarım, İLİM | » yorum bırak;
Yazan: marifetullah Ağustos 21, 2007
Bismillah.
Saffet Bakırcı (Konyalı Tefsir Hocası)’nın dediği gibi siz Kur’anı baştan sona okuyup,anladınız; Buhari, Müslim, Ebu DAvut, İbn Mace, Tirmizi, Ahmed b. Hanbel, Beyhaki, Rüdani hadi bunlar bir yana Riyazüs Salihini okudunuz da mı benden Kitap tavsiyesi istiyorsunuz… 
Kitap Tavsiyeleri
1) Ahmed Kalkan ;Müslümanın Akaidi , Rağbet Yay
2) Ferit Aydın; İslamda İnanç Sistemi/Akaid KAHRAMAN YAYINLARI
3) Mehmed Alagaş, Din Gerçeği ve İslam(İnsan Dergisi Yay.)
4) Celalettin Vatandaş;Hz. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti Medine Dönemi (Pınar Yay)
5) Haris El Muhasibi, Er Riaye, İnsan Yay
Allah’a emanet olun.
Hepsi eğitim sisteminin suçu
Bir cümleyle çıkarım işin içinden.
Tavsiyeler için eşekkürler.
Allah’a emanet olun…
NOT: Tavsiye ettiğin ilk kitap ders kitabı mı yoksa öyle mi hazırlanmış bilinçli olarak? İlginç
Bir de asıl listeye girecek kitap hangisi? Gerçi numara verip sıraladığına göre ilk kitap ama ben yine de sorayım.
Your comment is awaiting moderation.
Yukarıda Tavsiye ettiğim kitaplar üzerinde çok durduğum ve çalıştığım Akaidin temellendirilmesi ile ilgilidir.
Ahmed Kalkan; İslami hassasiyetleri olan takva sahibi bir müslüman şahsiyettir ve araştırmacı kimliği ile Kur’an da yapmış olduğu bir kelime kavram çalışması ile bunu ispat etmiştir. Baştan sona kadar kur’an-da ki kavramları işlemiş ve inşaallah yakında kitaplaştıracaktır. Bu kadar Kur’an kavramları üzerine yoğunlaşmış bir zattan okuyacağınız bir akaid kitabı inanın İnancınızı ve külürel birikiminizi zenginleştirecek bir açılım sağlayacaktır.
Ferid Aydın; Doğuda bir şeyh iken İslam’ın tevhid akidesi ile tanışır ve Şeyhlik mertebesini bırakarak yurtdışında özel şirketlerde çalışır. Aynı zamanda iyi bir mütefekkir ve tasavvuf uzmanıdır. Arapça eserlerinin yanın da son zamanlarda türkçe eserler kaleme almaktadır, Çeviri eseri olan İslam tarihi okumaya değerdir. Aynı zamanda Rabıta adlı tasavvuf reddiyesi ile Ercüment Özkandan sonra belki en kapsamlı ve sistematik reddiyeyi yazmış ve biz okurların hizmetine sunmuştur. İslamda inanç sistemi ile kendi ilmi birikimini ortaya koymuş ve ince fukufiyeti ile İslam inancının Tevhidin, şirkin tüm yönleri ile aslını ortaya koymuştur.
Mehmed Alagaş; Yaşantısından ve kişisel gayretinden şüphe duymadığımız yazar, Dİn gerçeği kitabı ile türkiye de dinin nasıl anlatıldığını oysa asıl din kavramında kur’anın anlattığı konunun bambaşka olduğunu titizlikle işlemiştir. Her din bir yaşam şekli her yaşam şekli bir dindir, tezinin çok güzel bir ispatıdır. Diğer eserleri ile de 1990′lı yıllara damgasını vuran yazar, Romanlarıyla çalışmalarını sürdürmektedir.
Celalettin Vatandaş; Tevhidi dünya görüşünü benimseyen ve hatta tek kelime ile özümseyen entellektüel ve olgun bir şahsiyet. Vahiyden kültüre adlı eseri ile bir çok insanın hayata bakışını değiştiren, Tevhidin insanı sarsan yönünü insanı baştan ayağa kuşatan yönünü çok iyi aktaran yazarın son kitabı olan Peygamberin hayatı 10 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Kitap Allah resulülü doğru anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitaptır.
Halis el Muhasibi; bizim Nefis Tezkiyemizi sağlayacak mutasavvuf bir alimdir. Takva Allah’a bağlılık ve Peygamber segisini hiç onun gibi anlatan olmadı. Okudukça kendinizi bambaşka alemlerde hissedeceğiniz bu günün modern psikoloklarından çok daha kaliteli bir ruh uzmanı.
Yukarıda ki liste konularına göre tavsiyelerdir.
Akaid
Siyer
Ahlak
Listede 1. okuma ve sonuncu okuma gibi bir kategorizasyona gitmedim. Lakin mutlaka okunmalıdır, düşüncesinde olduğum için bu 5 ismi saydım aslında okunmazsa da sorun olacak değil, yani kitaplar hiç bir şey kaybetmez okumayanlar kaybederler…
Yazı kategorisi: Akaid, Akaid Dersleri, Dergi, Dua, Ferit Aydın, Fıkıh, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Hadis, Kronolojik Okuma Listesi, Kur'an, Kütüphanem, Okunan Kitaplar, Siyer, TEVHİD, Türkiye, din, haber, kitap, oku, okumak, İLİM, İslam, İslami Programlar | 2 Yorum »
Yazan: marifetullah Ağustos 16, 2007
Hazırlık okumaları
- Biz müslümanmıyız_? Muhammed Kutub
- Dört Terim Mevdudi
- Müslmanca Düşünme üzerine denemeler Rasim Özdenören
- Müslüman Şahsiyeti M. Ali Haşimi
- Davanın Esasları Hasan El Benna
- Yoldaki İşaretler Seyyid Kutub
- Yolların Ayrılış noktasında İslam Muhammed Esed
- Yürek Devleti M. İslamoğlu
- Müslüman Küğltürü Yusuf El Kardavi
- Kendini Devrimci Yetiştirmek Ali Şeraiti
Tarih Okumaları
- Kur’an da Tarih Kavramı Mazharuddin Sıddıki
- Tarih ve Toplum Murtaza Muttaharri
- İmamlar ve Sultanlar Mustafa İslamoğlu
- Tarih Bilinci Abdullah Yıldız
- İslami Diriliş Hareketi Mustafa İslamoğlu
- Fahri Alem Zeynel abidin Ranhuna
- Hz. Muhammed Martin Lings
- Hz. Muhammed Hayatı ve Daveti Celalettin Vatandaş
- Mezhepler Tarihi Muhammed Ebu Zehra
- Medeniyet Tarihi Ali ŞEriati
Kur’an Ve Sünnet Okumaları
- Kuranı nasıl anlayalım Mevdudi
- Kuranı Anlamaya Giriş Abdullah Yıldız
- Kuran ve Hayat Celalettin Vatandaş
- Hayatın Yeniden İnşası için Mustafa İslamoğlu
- Temel Kaynağımız Kuran Fevzi Zülaloğlu
- Sünneti Anlama da Yöntem Hayri Kırbaşoğlu
- Sünnet Bilinci Beşir İslamoğlu
- Hadis Dersleri Beşir İslamoğlu
- Kuranda Kıyamet Sahneleri Seyyid kutub
- Vahiyle Doğrulma Ramazan Kayan
Düşünce Okumaları
- İslam Davası Malik b. Nebi
- Doğu ve Batı Arasında İslam Aliye İzzet Begoviç
- Yürek Fethi Mustafa İslamoğlu
- Çağdaş Kavramlar ve Düzenler Ali Bulaç
- Gizli Dünya Devleti Milli Gazete
- Dine Karşı Din Ali ŞEriati
- İnsanın Dört Zindanı Ali ŞEriati
- Medeniyet ve Modernizm Ali ŞEriati
- İman Esasları İbn Teymiyye
- Modern Dünada Geleneksel İslam Hüseyin Nasr
- İbrahim ile Buluşma Ali ŞEriati
- Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları Cevdet Said
Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, Kitap Tavsiye Listesi, Mustafa İslamoğlu, TEVHİD, Türkiye, din, kitap, oku, İLİM, İslam | 3 Yorum »
Yazan: marifetullah Ağustos 2, 2007
Allah’a İman Tevhid Bir Dünya Görüşü
İslamı diğer bütün dinlerden teolojiden, teozofiden ve ideolojik kurumlardan ayıran en büyük özellik TEVHİD ilkesidir. Hiçbir dinde Allah inancı İslam da ki kadar sağlam tutarlı ve evrensel boyutuyla mevcut değildir.
TEVHİD birlemek teklemek ve yalnızca kendine has özelliklerle diğer her şeyden ayrılmak demektir.
TEVHİD islami akademi dilinde ise; Allah’ın; bir, tek, yegane, eşsiz, denksiz, noksansız, doğmamış ve doğrulmamış olduğuna iman etmektir.
Yüce TEVHİD inancına sahip mü’min kişiye “Muvahhid” veya “Hanif” denir. Muvahhid; şirkin hertürlüsünden ve tüm cahili anlayış ve yaklaşımlardan uzak Kur’an-ı Kerim’in yaklaşımına uygun ve gerçek anlamda Allah (subhanehu)’nun varlığına ve birliğine iman eden kimsedir.
TEVHİD; hayat ve kainat yasalarında olduğu kadar İslam anlayışında “Sosyal”, “Siyasal” ve “Toplumsal” disiplininde kaynağıdır. Çünkü muvahhid kişi Allah”tan korkar ve sever. Yani Arapça Reca ve Havf arası bir disiplin şuurudur İslam dini. Dolayısıyla Allah’la arasına girebilecek hertür sevgi onun için tehlikelidir. Allah’ın emir ve yasaklarını zamanla zorlayıcı sebeplerle veya sıradan nedenlerle çiğnese bile daha sonra derin bir pişmanlık duyar ve tövbe eder.
Her şey Allah’ın varlığı, birliği, eşsizliği ve sonsuzluğu eksenin de varolmuştur.
Geçmişten → Geleceğe
Zamandan → Mekana
Merkezden → Çembere
Ruhtan → Maddeya
Sebepten → Sonuca
Sükundan → Harekete
Ne varsa fiziki veya metafiziki, bilinen veya bilinmeyen, olmuş yada olacak her şey ancak bu eksene (Allah dilemesi ve bilmesi) eksenine bağlı olarak söz konusudur. Dolayısıyla Muvahhid kişi tüm yaşamını hiçbir zaman bu eksenin merkezkaçından çıkmayacak şekilde sürdürmek zorunda olduğunu bilir. TEVHİD yaşamını tercih eden insan günaha sürüklenmiş dahi olsa Allah eksenli düşünce çizgisinden sapmaz. Çünkü dönüş yalnızca onadır. Bu bağlamda yaşayan için ölümün davası adına olması Şehadet çizgisini oluşturur ki “Madem ölüm tek bir defa gelecek oda neden Allah yolunda olmasın” düşüncesini zihinden ve eylemlerinden hiç çıkarmaz.
TEVHİD ehli dönemsel bazı enstantenenelerin etkisinde kalmış ve siyasi zorbalıkların olduğu demokrat anlayışa isteksiz yönelmiş olabilir. Bu kin duyduğu kafire karşı Müslüman destekleme isteği onun tevhid düşüncesini terk ettiği dava düsturlarından ödün verdiği veya ideolünden vazgeçtiği anlamında değildir. O zalime karşı susan dilsiz şeytandır evrensel düsturu ile yönelişini sürekli kontrol eder kimin yanında olduğunu ve bunun nedenlerini zihninde sorgular.
Muvahhid şirk ve şirk hükmünde ki suçlar hariç, günah işlemekle affedilmeyeceği düşüncesine kapılmaz ve günahı alışkanlık haline getirmez.
TEVHİD; İmanın temel taşı olarak müminin yaşamını yönlendirir ve her adımda her nefeste ve her davranışta onun hayat disiplinini sağlayan tüm yasaların kaynağıdır. TEVHİD Mu’mine; meşru helal ve mübah davranışlarda hareket serbestisini tanıyan geniş yıldızların üzerinde dalgalanan yüce bir bayraktır. Dolayısıyla dünyada ki tüm bayraklar bu yücelik yanında küçük kalır.
TEVHİD Tarihin her döneminde (devrinde) müminler en acımasız zalimlerin ve en kanlı dikdatörlerin karşısında hatta idam sehpalının üzerinde İman-Tevhid bağının kopmaz sağlamlığını “Ben Allah’tan başka kimseden korkmam ve Allah’tan başka kimseye boyun eğmem” sözleriyle haykırmışlardır. Bu söz Bilal-i Habeşi’den→ Bediüzzaman Said Nursi’ye, Yasir’den → Seyyid Kutuba, Ahmed Yasin’den → Şamil Basiyev’e, Hattab’tan → Hasan El Benna’ya, İskilipli Atıf Hoca’dan → Hz. İmam Hüseyin’e kadar zulme uğramış tüm İslam kahramanlarının yüce sinelerinden ve pak alınlarından gerçek bir özgürlük nişanı olarak gözleri kamaştırmaktadır.
Yazı kategorisi: Akaid, Fıkıh, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Siyaset, TEVHİD, Türkiye, oku, İLİM, İslam | » yorum bırak;
Yazan: marifetullah Ağustos 2, 2007
Tarih Kronolojisine Göre Okuma Listem.
|
No
|
Başlama
|
Kitap Adı
|
Yazar Adı
|
Yayınevi
|
Sayfa
|
Bitiş
|
|
1
|
05/04/2004
|
Ülkemi Arıyorum
|
Emine Şenlikoğlu
|
Mektup
|
360
|
09/04/2004
|
|
2
|
06/04/2004
|
Kur’an Günlüğü 1
|
M. Engin Noyan
|
Birun
|
120
|
07/04/2004
|
|
3
|
06/04/2004
|
Yeni Bir Cumhuriyet İçin
|
Ahmet Özcan
|
Bakış
|
169
|
16/04/2004
|
|
4
|
07/04/2004
|
Kur’an Günlüğü 2
|
M. Engin Noyan
|
Birûn
|
120
|
11/04/2004
|
|
5
|
09/04/2004
|
Kur’an Okumaları
|
Metin Karabaşoğlu
|
Karakalem
|
|
16/04/2004
|
|
6
|
09/04/2004
|
Barbarlığa Dönüş
|
Atasoy Müftüoğlu
|
İnsan
|
168
|
22/04/2004
|
|
7
|
09/04/2004
|
Alim ve Tağut
|
Yusuf el Kardavi
|
Bengisu
|
89
|
11/04/2004
|
|
8
|
11/04/2004
|
Kur’an Günlüğü 3
|
M. Engin Noyan
|
Birûn
|
120
|
16/04/2004
|
|
9
|
17/04/2004
|
Hangi İslam
|
Erhan Aktaş
|
Anlam
|
208
|
20/04/2004
|
|
10
|
16/04/2004
|
Hz. Muhammed ve Karşıt Güçler
|
M.A Halefullah
|
Birleşik
|
306
|
20/04/2004
|
|
11
|
17/04/2004
|
Kur’an ve Hayat
|
Celalettin Vatandaş
|
Pınar
|
240
|
20/06/2004
|
|
12
|
21/04/2004
|
Sessizlik Senfonisi
|
Ahmet Özcan
|
Bakış
|
214
|
22/04/2004
|
|
13
|
23/04/2004
|
Alemin Hükümdarı
|
Rone Guenen
|
İnsan
|
96
|
24/04/2004
|
|
14
|
21/04/2004
|
Çağdaş Kavramlar ve Düzenler
|
Ali Bulaç.
|
İZ.
|
239
|
01/05/2004
|
|
15
|
20/04/2004
|
Musullu Süleyman
|
A. Mithat Efendi
|
Özgün
|
222
|
05/05/2004
|
|
16
|
24/04/2004
|
Kur’an Okumaları 2
|
Metin Karabaşoğlu
|
Karakalem
|
228
|
06/05/2004
|
|
17
|
24/04/2004
|
İslam Tasavvufu
|
İbrahim Halil
|
Çıra
|
272
|
04/05/2004
|
|
18
|
01/05/2004
|
Sivil Siyaset
|
Eser Karakaş
|
Gündem
|
218
|
05/05/2004
|
|
19
|
23/04/2004
|
Cenab-ı Aşka Dair
|
Dücane Cündioğlu
|
Gelenek
|
156
|
07/05/2004
|
|
20
|
05/05/2004
|
Kutsal Kadın ve Kamu
|
Mustafa Tekin
|
Açılım Kitap
|
366
|
13/05/2004
|
|
21
|
09/05/2004
|
Kemalizm Laiklik Şehitlik
|
Mehmet Pamak
|
Ekin
|
332
|
13/05/2004
|
|
22
|
09/05/2004
|
Sorularla Tevhid ve Akaid
|
Mehmet Alptekin
|
Çıra
|
192
|
14/05/2004
|
|
23
|
25/05/2004
|
Tasavvufi Makaleler
|
Hüseyin Nasr
|
İnsan
|
253
|
02/06/2004
|
|
24
|
25/05/2004
|
İHLAS
|
Ahmed b. Said eddin
|
Karınca
|
111
|
04/06/2004
|
|
25
|
01/06/2004
|
Nebevi Hareket Metodu 1
|
Muhammed Gadban
|
Nehir
|
547
|
01/07/2004
|
|
26
|
01/06/2004
|
Cevamiüs Sire
|
İbn. Hazm
|
Çıra
|
352
|
01/07/2004
|
|
27
|
11/06/2004
|
Son Peygamber
|
M. Ebu Zehra
|
kitapevi
|
395
|
05/07/2004
|
|
28
|
05/06/2004
|
Kur’an-ı Anlamak
|
Cemaleddin El Kasımi
|
İz
|
298
|
08/07/2004
|
|
29
|
05/06/2004
|
Kişisel Gelişim el kitabı
|
Nejat Sezik
|
Hayat
|
182
|
06/06/2004
|
|
30
|
07/06/2004
|
Mutluluk ve Başarı Yolları
|
Dr. Zülfikar Özkan
|
Hayat
|
184
|
09/06/2004
|
Yazı kategorisi: Akaid, Kitap Tavsiye Listesi, Kronolojik Okuma Listesi, Kütüphanem, Okunan Kitaplar, TEVHİD, din, oku, okumak, İLİM, İslam | » yorum bırak;
Yazan: marifetullah Haziran 21, 2007
İnsanların rahatsız olduğu veya kabul etmekte zorlandığı her türlü fikri ve ideolojk anlayış, içerisinde hakikatten bir pay saklar fakat hakikatin aslını oluşturmazlar. Hakikatin aslını oluşturduğunu düşünerek ortaya konulan her türlü fikir ve ideolojide insanlara zulmeden bir düşüncenin ürünüdür ve belli sayıda ki insanlara hizmet etmeye yarar.
Aslolan’a uymak, aslını bulmakla sonuçlanır. Asıl da bu dünya da görülmez sadece pay sahibi olunur. Aslın görüleceği yer ahirettir. Bu yüzden doğrunun bir parçası elinizde ise lütfen insanlara ben doğrunun ta kendisiyim demeyin. Karşınızdakinin doğrudan pay sahibi olmadığını düşünmek, kendi doğrusunu insanların putlaştırmalarından kaynaklanır. Put istemediği halde hakkı ona verenlerin oluşturduğu bir zihin virüsüdür. Put olmayı isteyen Tağut olur. Putlardan ve Tağutlardan sakınanlara selam olsun.
Yazı kategorisi: Akaid, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, din, haber, İLİM, İslam | 1 Yorum »
Yazan: marifetullah Haziran 1, 2007
Ayrılık; karşı konulmaz başlangıcın ilk adımı. Son; başlayacağı kesinleşmiş günün ertelenmeyen gerçeği. Ve dost; ayrıldığında canından parça koparan, sonların en dayanılmazı, gözyaşlarının teslim olup kendini bıraktığı can alıcı nokta…
Kimi kaçınılmazlıklar bir zorlamanın ürünüdür. İçbaskının dayanılmaz olduğu noktada patlak verir ve geri dönüşü imkansız sabahın muştusudur bu. Kaçamazsınız bu sonradan, patlak vereceğini bildiğiniz kaçınılmazlıklardan. Bazen bir yolculuktur kaçamadığınız; ucunda uçurumu görürsünüz de durduramazsınız aracınızı. Çünkü kaçınılmazlığın hızını almışsınızdır bir kere. Bazende bir hicret akşamıdır; her şey bitmiş eviniz hicret mekanına gitmiştir artık. Geri döneyim deseniz arkada bıraktığınız küçük köhne evinizde kiralanmıştır başkalarınca, önünüzü göremediğiniz bir boşluğa açılan kapının anahtarı elinizdedir. Sevinçle üzüntüarası düştüğünüz karanlık ve iç karartıcı tablo artık hangi yana baksanız sizi takip etmektedir. İşte o an yapabileceğiniz hiç bir şeyin kalmadı, karamsarlığın tavan yaptığı, üzerinizde kaldıramayacağınız yükleri hissetmeye başladığınız an; Hasbin Allah venivmel vekil der ve devam edersiniz mecburi istikametinize. Çünkü artık kaçınılmazlığın ilk adımı atılmıştır karanlıklara… Bilinmezliğin gücü kadar ağır bir yük dünya yüzeyinde bulunamaz. Bilinen en büyük güçlüklere bir çare olunurda, bilinmezlik duvarının ardında bulunana çare bulamazsınız. Düşleriniz bazen bilinmezin bilinen yüzüdür. Gördükleriniz ise arkası keşfedilmeye muhtaç derin kuyular olabilir.
Eğer ki bilerek karanlığı seçmişseniz. Ya hak etmişsinizdir, yada hakkınızı elde etmişsinizdir. Kaçınabileceğiniz tek şey gördüğünüz veya teklif edilen karanlıkta ilk anınızı iyi değerlendirip biraz süre istemektir.Süre istemeden karar vermek hak edişinizin adıdır. Süre isteyip karar vermeniz sonucunda hakkınızı elde etmeniz anlamına gelir.
Sürenizi iyi değerlendirin. Azlığa esir olanlar, çokluğun kölesidirler. Bulunduğu yerin farkında olmak en büyük erdemdir. Nihayetinde azlığa kanaatin adı aslında konumunun adını bilmekten geçer. Kanaat edemeyen esir olur, tutsağı olur şükürsüzlüğün. Çokluğa hayatını adadığı içinde ona köledir. Onun uğruna her şeyi yapar.
Sonuçta bilinmezlik çıkmaz sokaktır. Hicrette bir bilinmezliktir. Sadece gaye farkıyla…
Yazı kategorisi: GÜNCEL, İLİM, İslam | » yorum bırak;
Yazan: marifetullah Mayıs 13, 2007
Tarihin her alanında, iyi olsun kötü olsun, sistemler kendi içlerinde bazı grup ve fikir akımlarını beğenmez ve onları bölgelerinden dışarı atmak için ellerinden geleni yaparlar. İçten dışa atmanın en güzel yolu ve yöntemi, baskı ve zulüm odaklı bir yaşantı vermektir. Verilen bir hak vardır fakat bu; hedef itibari ile sadece yaşama olanak sağlar, yaşarsın ölmezsin ama bir gün olsun gülmessinde. Bu portre sonucunu göçe, hicrete terkeder. Kurtuluşun özgürleşmenin adıdır, hicret. Gülünmeyen günlerin öcünün alınışıdır bir nevi. Bir başka deyişle dönüp hesap sormaya hazırlanmaktır. Zalimlere ve İnsanı yerinden yurdundan edenlere karşı bir hesaptır bu. Güçsüzlük durumudan güce koşuştur. Haksızlıktan hakka, imkansızlıktan imkanlara yürüyüşün adıdır, hicret.
Hicret; adanmış zihnin ve ömrün bereketlenmesidir; bereketli topraklardan istifade etmsidir. Değiştirmiş olduğun mekanın sana karşı olan baskınsından kurtulmaktır. Mutluluğa giden kapıları aramanın adıdır bazen de…
İşte bu duygu ve düşünceler içinde başlamıştı benim hicretim de… İstanbulda başlayan Doğuyla sonuçlanacak bir milattı bu benim için. Yabancı olduğum yerler değildi, gittiğim yerler. Ama artık bana kurtuluş ve özgürlük sinyalleri veriyordu sanki.
İstanbul görmeyeli değişmişti, 15 yıl öncesinden bugüne çok değişmeler olmuştu. Fatih bile renk kaybına uğramıştı gözümde. Eskinin osmanlısını hatırlatan Fatih camiinde bugünün Avrupasını anımsatan niceleri türemişti. Kedi-lerin bile bakışları farklıydı, onlar dahi gözlerini hırs bürümüşcesine eline bakıyordu insanların ve onca arkadaşı olmasına rağmen bütün payı ben almalıyım diyorlardı. Sokaklarında bir başka insan tipi türemişti, nedenselliğini düşünmeden yürüyen ve İslam’ı hatırlatan kavramları üzerlerinde barındıranÖrtünmeye çalışanlar vardı. Ama nedense Bu çalışkanlıkları hiç başarıya uğramamışçasına etekleri bir karış yukarda kolları yarısından çok açık, yüzlerinde Amerikadan ithal bir ton farklı renk! Tam tersine onların buhallerine alay edip ellerinden tutmayan bir grup Renkli Çarşaflı insan da sadece onların yanından geçerken cehennemi hatırlatıyor ve onlara kızıyor! Çook ilginç portreler bunlar, dışardan bakınca derin tefekkürler gerektiren ve yanlarına gidince iki tarafta da bir kin ve öfkenin olduğu İstanbul, fatih ve çarşamba üçgeninden, Amerika, İngiltere ve İsrail’e açılan bir üçgen diyalog masalı… İki tavrıda İlim kotasına yerleştirdiğinde içerisinden geçemeyecek tavırlar. Bir taraf ta Avrupa ve Açıklık özentisi Üstü paris altı Çarşamba modelleri, Bir taraftan da Tebliğ ve İrşad namına gözlerini bağlamış ve görmek istemezcesine bakir bakan Çarşamba ehli!
İstanbul yüzünü Kıbleden çevirmiş Avrupaya
Buna ne söz gerek nede Anlayış,
Yürekler İstatistiksel olarak kaymış gidiyor
Buna ne Akif söz söyler nede Necip… (ü.u)
Yazı kategorisi: Akaid, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Tarih, Türkiye, Yazılarım, din, haber, İLİM, İslam | » yorum bırak;
Yazan: marifetullah Nisan 28, 2007
Güncel;
Basında ve yayında bulunan bazı kitle ve gruplar, bilerek ve isteyerek; sonuçlarının ne olduğu üzerinde (pek düşünmeksizin) durmaksızın, toplumun istek ve arzularını (Seçme ve seçilme noktasında) frenlemeyi, frenkleşmek uğruna; meşru saydıkları için yoğun bir psikolojik baskı ortamında yaşamaya bizleri mecbur bırakmaktadırlar. Bu ortam ve atmosfer toplum genelinde önceki dönemlerde 20 yılda bir tekrar ederken; zamanın ilerleyişi kitlesel ulaşım araçlarının fazlalaşması, küreselleşme ve modernizmin etkileri ile 10 yıla düşmüştü. Şuan da ise Kriterler zorlanarak ve insanın düşüncesine pranga vurmak kaydıyla, toplumsal erozyon oluşturup yeşermek üzere olan bilinç kuşağı felç edilmek istenmekte ve bu süre zannımca 5 yıla indirgenmektedir. Her 5 yılda bir zihinsel kaos, vatan elden gidiyor bağırtıları, bu insanlar neden örtülü soruları, açıklanamayan örtülü ödenekler, susurluklar, gizli dosyalar, takipler, JİTEM , MİT, CIA ve MOSSAD gibi insanların anlamadıkları fakat ürkmeleri gerektiği izleniminide üzerlerinden atamadıkları bir çok gündemle günleri sarsılmakta ve korkutulmaya, sindirilmeye, içselleştirilip, ferdileştirilmeye itilmektedirler.
Bu bağlamda müslümanlar: Dünyanın müslümanlar üzerinde kurmaya çalıştığı ılımlı islam projesi doğrultusunda ne yazık ki yönlendirilmekte ve zihinleri bulandırılmaktadır. Yetişen genç kuşak; anlamanın ötesinde dinlemek bile istemediği bir çok gündemin içinde bulmaktadır kendini ve daha çok fertçi bir yaşamasürüklenerek, düzene uygun kafa yapısına sahip olmaktadırlar.
Toplumun sürüklendiği ve çekilmek istendiği alan kamu içi veya dışı farketmez, demokrasi ile bağlantı kurulamayacak şekilde sert ve laiklik mefhumuyla uyuşmayacak biçimde katı ve gaddardır. Ortaya koymuş oldukları kavram (put) ve anlayışları kendi elleri ile hiçe sayan belli bir toplum ne yazık ki insanın yaşam alanını daralttığı gibi zihin ve psikolojik yapısına da zarar vermektedir. İnsanlığın bu gibi durumlar da yapması gerekenin ne olduğunu bir kenara bırakıp şu anda ne yapmamamızın gereklerini düşünmeliyiz. Çünkü geri dönüşü sert ve keskin olucak her tür davranış ve tavır, çiçeklerin kırılmasına, güllerin solmasına neden olacaktır.
1) Depresyonik tavırlar sergilemeyerek biraz sakin olunmalı ani tepkilerle hata yapılmamalıdır. Her muhtıra bağırtıları ardından sokağa çıkıp eylem yapmak bu gibi durumlarda darbenin adımlarını atmak olur. Zaten amaçta bu ortama insanların çekilmesini sağlamak olduğu için bu oyuna gelinmemelidir. (Bu dönem medyanın ve kitlelerin kışkırtılma dönemidir. Kışkırtıcı fikir akımlarının yaygınlaştırılıp kafaların karıştırılarak, kimin doğru kimin yanlış olduğunu anlamaya çalışan insanlar çok kolay yönlendirilebilir. Çabuk karar değiştirilir, sürü halinde bir yöne istenmeden itilebilinir.)
2) Bilinçlenilmeli ve doğru kaynaklara başvurulmalı, yanlış kaynak ve haberlere özellikle bir yöne kasti şekilde yöneltmelere dik ve keskin tavır alınmalıdır. Tarafgil olunmalı objektiflik adı altında safsatalara kulak vermemelidir.
Düzenini kuran ve bozulmasını istemeyen bazı kesimler(Laik ve Atatürkçü geçinen) şuanda sokaklarda bildiri ve bilinçlendirme adı altında toplumu ayağa çağırıyor, oysa şuan ayağa kalkama değil sakin olma zamanı. Birbirimizi anlama zamanı sakin ve emin adımlarla ilerki adımlarımızı daha temkinli atma anıdır.
Unutmayalım ki bu dönem peygamberin yaşamadığı bir dönemdir. Onun talip olduğu yer devletin başı değildir. İstese idi ona o makam daha ilk günlerde verilicekti zaten.
Süleyman a.s ve Belkıs’ın dönemi dikkatli okunduğunda bizim adil bir düzenekte yaşama hakkımızın olduğunu ve bu yüzden adalete destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum.
Amacımız Adalet üzere olmak ve Adil düzende düzenek çarklarında yok olmadan sağlam ve dik tavır takınmaktır. Adalet ayakta kalacaksa zulmün tüm okları üzerime gelsin… Vesselam
(Abdurrahman b. Hasan)
Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Siyaset, TEVHİD, Tarih, Türkiye, Yazılarım, haber, İLİM, İslam | » yorum bırak;
Yazan: marifetullah Nisan 21, 2007
Eskiden kitap listelerinin olduğu yazırlar veya kitaplar çok dikkatimi çekiyordu şimdi linklerin oldğu bir internet sayfası. Böyle olunca kendime bir soru yöneltiyorum, kitaplarda mı sorun var, bende mi? Cevabın bende olduğu çok açık ama şurası da bir gerçek ki İnternette sanki insanlar kendilerini daha iyi ifade ediyorlar. Kitaplarda saatlerce anlatamayacağınız derdinizi bir internet sayfasında iki tıklama ile halledebiliyorsunuz.
Bir sitede ki tıklanan linklere veya katagorilere baktığınız da insanın düşünce yapısını, okuduğu kitaplarıdan çıkardığı sonuçları, bulunduğu grubu veya psikolojik atmosferini bile keşfetmeniz mümkün. Linler bir dünya görüşüne sahip insanların tıklanıp o dünya görüşünü paylaşması için sitelerine yerleştirdikleri birer internet sayfacıklarıdır. Bir bağlantı noktası belki bir anlayış biçimidir. Nasıl google, Yahoo veya Mynet gibi arama motorları linkler sayesinde insanların ne aradıklarını nerde bulacaklarını tarif ediyorsa aynen bunun gibi sayfaların içinde ki linkler de aynı görevle çalışır arama yapmanızı kolaylaştırıyor.
Ne ararız İnternetten? Bilgi mi, Video mu?, sanırım çoğunluğumuz yavaş yavaş video deme eğilimindeyiz. Çünkü okumak uzun uzun yazılarla başbaşa kalmak ilgimizi çok çekmemeye başladı. Fikirlerin savaştığı değilde paraların savaştığı bir kapitalizmin içine düşüşümüzden olsa gerek, artık okumak ve bir şeyler insanlarla paylaşmak içimizden gelmiyor sanırım…
Okumanın en tatlı olduğu dönemler: Konu internet ve linkler olduğu için, bu sorunun bu makalede ki yeri İnternetin olmadığı zamanlar olacaktır. Ama bu işin latifesi insanların kendilerine okumak için ayrı zamanlar ayırması gerekiyor öncelikle ve kendini tartması gerekiyor hangi zaman benim için en uygun, İstanbuldaysa İETT otobüsünün körüklü olan kısmına yaslanarak kitap okuyabileceği gibi, Ankara da başkentin kucağında ise EGO işletmelerinin o ağırbaşlı otobüslerinde salına salına kitabını okuyabilir. İZULAŞ ile İzmirde Mehmet Alagaş’ın kitapları da bir başka okunsa gerek…
Tabi burada İnternet kullanımı olmayacağı ve linkler diyarında seyahat edilemeyeceğine göre mecburi kitap okuma alanı olduğu için otobüsleri söyleme gereği hissettim. Yoksa Dizüstü ile otobüste sörf yapmayı düşünüyorsanız işiniz zor çünkü otobüsten indikten sonranız biraz zor olur. Bilgisayar kullanduğınızı gören kendini bilmez sokak serserileri yolunuzu kesmek için an kolluyorlar dikkat edin.
Şimdi ben kendi kurduğum bu sitede sokakta yaşadığım olayları birebir yansıtabilirmiyim. Hayır. Çünkü site içeriği buna uygun değil. Sitem İlim ile ilgili olmayıp, Filim ile ilgili olsaydı derdim ki Arkadaşlar Asterix Vikinglere Karşı (2006) vizyona girdi gidin izleyin. Ama bunu söyleyemiyorsam buda sitelerin aslında Dikkat çekiciliği olduğu kadar Yanıltıcılığının da olduğu anlamına gelmektedir. Sinema sitesi kuran bir kişi acaba hayatının tüm alanlarını sinemaya mı has kılmıştır sizce? Veya çok başlıklı geniş içerikli bir site gerçekten de kurucularının olmazsa olmazlarımıdır; yani her başlık onları mı yansıtıyordur; bence bunların cevabı hayır.
Konuyu toparlayalım. Sözün özü kitap ayrı bir alem internet ayrı bir alemdir. Hangi alemi seçerseniz o size kapılarını açar. İnternetin kapısını zorlarsanız zarar görürsünüz. İlmin kapısınız Çalarsanız açılır ve huzur bulursunuz. Link aleminde boğulmamanız dileklerimle…
Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, din, İLİM, İslam | 1 Yorum »
Yazan: marifetullah Nisan 19, 2007
“… Allah içinizde îmân etmiş olanlarla (bilhassa) kendilerine ilim verilmiş bulunanların derecelerini yükseltir. Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdârdır” (el-Mucâdîle: 58/12); “Rabb’ım benim ilmimi artır!” (Tâhâ: 20/114)
Peygamber (S) de: “Allah her kimin hayrını isterse ona dîn hususunda büyük anlayış verir”; “ilim, ancak öğrenmekledir” buyurdu. (Sahih Buhari; İlim babı)
Peygamber (S), va’z ve nasihat hususunda bize bıkkınlık gelmesin diye hâlimize bakıp günler içinde vakitler kollardı. İbn. Mesud.
Ebû Vâil şöyle dedi: Abdullah ibn Mes’ûd (R) her perşembe günü insanlara va’z nasîhat edip ders yapardı. Bir kimse kendisine: Yâ Ebâ Abdirrahmân! Vallahi senin bizlere her gün ders yapmanı çok arzu ettim, dedi. Ibn Mes’ûd: Beni sizlere her gün ders vermekten men’ eden şey, sizleri usandırmak istemememdir. Ben sizlere va’z vermekte sizin hâlinize uygun vakitler gözetiyorum. Nitekim Peygamber (S) de bizlere usanç gelmesinden endîşe ettiği için, bizim durumumuza uygun zamanlar gözetirdi, dedi
Allah her kimin hayrını isterse ona dîn hususunda büyük bir anlayış verir
Seyyidler olmanızdan önce fakîhler olunuz(Açıklama:Efendiler olmanızdan evvel fakîhler olunuz” demek, efendilik ve başkanlıktan önce, daha küçük yaşlarda iken öğrenip âlimler olunuz; yâhud evlenmeden evvel âlimler olunuz, sonra büyüklük, idarecilik veya kocalık sıfatı, sizlerin üstâd önüne oturup ilim öğrenmenize mâni’ olur, demektir.)
İlmin kaldırılması, cehlin kökleşmesi, şarâbın içilmesi, zinanın çoğalması kıyamet alâmetlerindendir
Yazı kategorisi: Akaid, Hadis, TEVHİD, Yazılarım, din, İLİM, İslam | 6 Yorum »
Yazan: marifetullah Nisan 16, 2007
TEVHİD; Uluhiyet, Rububiyet ve İsim Sıfat Tevhidinin olduğunu bilelim ama bu konulara değinmeden Tevhidin yaşam modeli oluşu üzerinde duralım. İslam’ın görüş, metod veya usul itibari ile farklı pencerelerinden bakan kişilerin bu konuya da farklı değindikleri bir gerçektir. Bir yaşam şekli olarak tevhidi şöyle tanımlayabiliriz:
Tevhid; yeryüzünde ve gökyüzün de bunların her iki arasın da, görünen ve görünmeyen alemler de, sosyal, siyasal, ekonomik, fizyolojik, kimyasal, astrolojik ve kozmoz’un tüm alanların da, evlenme de boşanma da, iş kurma da iflas etme de, doğum da yaşam da ve ölümde, ziyaret adabından, selamlaşmaya, eğitim alanından, güvenlik problemlerine, çocuk yetiştirme konusundan, zamanın planlanmasına ve daha sayamayacağımız alanların tamamın da, tam yetkiyi, (tüm yetkiyi) tek olan Alemlerin Rabbi Allah subhanehu teala’ya vermektir. (Devam edecek…)
Yazı kategorisi: Akaid, Genel, Hadis, Kur'an, İLİM, İslam | » yorum bırak;