El İlm Vel Fehmul Kur’an

Kur’anı Anlamak İlimden Geçer

‘Kur'an’ Kategorisi için Arşiv

Doğu ile Kitap Tavsiyeleri üzerine

Yazan: marifetullah Ağustos 21, 2007

Bismillah.

Saffet Bakırcı (Konyalı Tefsir Hocası)’nın dediği gibi siz Kur’anı baştan sona okuyup,anladınız; Buhari, Müslim, Ebu DAvut, İbn Mace, Tirmizi, Ahmed b. Hanbel, Beyhaki, Rüdani hadi bunlar bir yana Riyazüs Salihini okudunuz da mı benden Kitap tavsiyesi istiyorsunuz… D

Kitap Tavsiyeleri
1) Ahmed Kalkan ;Müslümanın Akaidi , Rağbet Yay
2) Ferit Aydın; İslamda İnanç Sistemi/Akaid KAHRAMAN YAYINLARI
3) Mehmed Alagaş, Din Gerçeği ve İslam(İnsan Dergisi Yay.)
4) Celalettin Vatandaş;Hz. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti Medine Dönemi (Pınar Yay)
5) Haris El Muhasibi, Er Riaye, İnsan Yay

Allah’a emanet olun.

dogu

Hoşgeldin Marifetullah;

Hepsi eğitim sisteminin suçu D Bir cümleyle çıkarım işin içinden.

Tavsiyeler için eşekkürler.

Allah’a emanet olun…

NOT: Tavsiye ettiğin ilk kitap ders kitabı mı yoksa öyle mi hazırlanmış bilinçli olarak? İlginç D Bir de asıl listeye girecek kitap hangisi? Gerçi numara verip sıraladığına göre ilk kitap ama ben yine de sorayım.

Your comment is awaiting moderation.

marifetullah

Yukarıda Tavsiye ettiğim kitaplar üzerinde çok durduğum ve çalıştığım Akaidin temellendirilmesi ile ilgilidir.

Ahmed Kalkan; İslami hassasiyetleri olan takva sahibi bir müslüman şahsiyettir ve araştırmacı kimliği ile Kur’an da yapmış olduğu bir kelime kavram çalışması ile bunu ispat etmiştir. Baştan sona kadar kur’an-da ki kavramları işlemiş ve inşaallah yakında kitaplaştıracaktır. Bu kadar Kur’an kavramları üzerine yoğunlaşmış bir zattan okuyacağınız bir akaid kitabı inanın İnancınızı ve külürel birikiminizi zenginleştirecek bir açılım sağlayacaktır.

Ferid Aydın; Doğuda bir şeyh iken İslam’ın tevhid akidesi ile tanışır ve Şeyhlik mertebesini bırakarak yurtdışında özel şirketlerde çalışır. Aynı zamanda iyi bir mütefekkir ve tasavvuf uzmanıdır. Arapça eserlerinin yanın da son zamanlarda türkçe eserler kaleme almaktadır, Çeviri eseri olan İslam tarihi okumaya değerdir. Aynı zamanda Rabıta adlı tasavvuf reddiyesi ile Ercüment Özkandan sonra belki en kapsamlı ve sistematik reddiyeyi yazmış ve biz okurların hizmetine sunmuştur. İslamda inanç sistemi ile kendi ilmi birikimini ortaya koymuş ve ince fukufiyeti ile İslam inancının Tevhidin, şirkin tüm yönleri ile aslını ortaya koymuştur.

Mehmed Alagaş; Yaşantısından ve kişisel gayretinden şüphe duymadığımız yazar, Dİn gerçeği kitabı ile türkiye de dinin nasıl anlatıldığını oysa asıl din kavramında kur’anın anlattığı konunun bambaşka olduğunu titizlikle işlemiştir. Her din bir yaşam şekli her yaşam şekli bir dindir, tezinin çok güzel bir ispatıdır. Diğer eserleri ile de 1990′lı yıllara damgasını vuran yazar, Romanlarıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

Celalettin Vatandaş; Tevhidi dünya görüşünü benimseyen ve hatta tek kelime ile özümseyen entellektüel ve olgun bir şahsiyet. Vahiyden kültüre adlı eseri ile bir çok insanın hayata bakışını değiştiren, Tevhidin insanı sarsan yönünü insanı baştan ayağa kuşatan yönünü çok iyi aktaran yazarın son kitabı olan Peygamberin hayatı 10 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Kitap Allah resulülü doğru anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitaptır.

Halis el Muhasibi; bizim Nefis Tezkiyemizi sağlayacak mutasavvuf bir alimdir. Takva Allah’a bağlılık ve Peygamber segisini hiç onun gibi anlatan olmadı. Okudukça kendinizi bambaşka alemlerde hissedeceğiniz bu günün modern psikoloklarından çok daha kaliteli bir ruh uzmanı.

Yukarıda ki liste konularına göre tavsiyelerdir.

Akaid
Siyer
Ahlak

Listede 1. okuma ve sonuncu okuma gibi bir kategorizasyona gitmedim. Lakin mutlaka okunmalıdır, düşüncesinde olduğum için bu 5 ismi saydım aslında okunmazsa da sorun olacak değil, yani kitaplar hiç bir şey kaybetmez okumayanlar kaybederler…

Yazı kategorisi: Akaid, Akaid Dersleri, Dergi, Dua, Ferit Aydın, Fıkıh, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Hadis, Kronolojik Okuma Listesi, Kur'an, Kütüphanem, Okunan Kitaplar, Siyer, TEVHİD, Türkiye, din, haber, kitap, oku, okumak, İLİM, İslam, İslami Programlar | 2 Yorum »

İkra 5 hazırlanma aşamasında

Yazan: marifetullah Mayıs 29, 2007

İKRA 5
Allah’ın Selamı üzerinize olsun Değerli Arkadaşlar Allah cc. Nasip ederse İkra5 adlı çalışmamıza başlıyoruz sizden ricamız tanıdığınız yazar ve yayınevlerinden cdmizde kulanabilmemiz  için kitap istemenizdir. Bu konuda görüş ve önerilerinizi bekliyoruz. irtibat bölümümüzden bizimle iletişim kurabilirsiniz. Selam ve Dua ile.
Gönderen admin, Pazar, 13 May 2007 07:13, Yorumlar(1)
Yorumlar function makesure3() { if (confirm(‘Yorumu Silmek İstiyormusun?’)) { return true; } else { return false; } }
marifetullah
30 May 2007
Allah bu çalışmanızı da diğerleri gibi bereketli kılsın ve sizleri bu konuda muvaffak eylesin.
1) Akabe vakfının sunduğu veya daha farklı camiaların verdiği kitap okuma listesi yayınlayabilirmisiniz CD’de.
2) 4 tane çıkardığınız cd’nin inşaallah 5.si çıkarılacak ama aradan fazla zaman geçmediği için sürekli bir tekrar havasına bürünmesi CD için olumsuz bir imaj oluştrmaz mı ?
3) CD de Dergiler ve tanıtımları ayrıca arşivleri konulabilir mi çok eski dergilerden bahsediyorum. 1980 li yılların dergileri veya daha gerisi.
4) Yazarlardan CD hakkında özel bir makale kaleme almaları istenilebilir. Hem çalışmalara destek olunması hemde okumaya biraz daha teşvik olması için iyi olur zannımca.
5) İslami Eğitim konu başlığı altında DAvet merhaleleri ile ilgili bir çalışma yapılabilir mi yani birinci madde de söylemiş olduğum kitap listesi merkezli davetin merhale merhale tekrar belki gündeme alınması bunu da bir program şeklinde sununlması iyi olabilir.
6) Boyutu biraz fazla kaplar belki ama Saffet Bakırcı veya m.İslamoğlu gibi hitabeti iyi kişilerin belki 5 adet şahsın sohbetlerinden derlemeler konulabilir.
7) Çok şey istiyorsun diyeceksiniz ama; Kitap arama katoloğu ile ilgili bir bölüm konulabilir. Örneğin seçilmiş yayınevlerinin kitaplarını ve fiyatlarını bulabileceğimiz ufak bir program eklenebilir.
İkra Cd sini kullanan kişilerin çoğunluğu İnternet kullanıcılığı da yaptığı için Bir link arşivi bölümü eklenebilir. Kur’an, Hadis, Fıkıh gibi bölümlerin içinde de olabilir ayrı olarak bir link arşivi başlığı altında da bu şekilde bir arşiv hazırlanabilir.
9) Cihad’a teşvik veya Filistin ile ilgili görüntülerin (videoların) olduğu bir bölüm olabir.
10) 3. versyonda yapmış olduğunuz çocuklar için bölümüne benzeyen bir bölüm olabilir. Kadınlara has ayrı bir bölümde olması onların ayrıca ilgilerini biraz daha çekeceği kanaatindeyim. Çünkü insan Cdnin içeriğine bakınca önce ilgisini çeken konu benimle ilgili bir bölüm varmı diyerek yanlı bakıyor.İnşaallah abarttığımı ve boş şeyler yazdığımı düşünmezsiniz. Bu sadece kate gorik bir zihin yapısına sahip olan benim fikrimdir. Allah’a emanet olun (Aklımdan geçirdiğim bu türden daha çok bölüm varda ben haddimi aşmak istemedim.)

Alıntı : http://www.ikraislam.biz/index.php?ind=news&op=news_show_single&ide=19

Yazı kategorisi: Fıkıh, Genel, GÜNCEL, Gündem, Hadis, Kur'an, TEVHİD, Türkiye, Yazılarım, haber, İslam, İslami Programlar | » yorum bırak;

TEVHİD NEDİR?

Yazan: marifetullah Nisan 16, 2007

TEVHİD; Uluhiyet, Rububiyet ve İsim Sıfat Tevhidinin olduğunu bilelim ama bu konulara değinmeden Tevhidin yaşam modeli oluşu üzerinde duralım. İslam’ın görüş, metod veya usul itibari ile farklı pencerelerinden bakan kişilerin bu konuya da farklı değindikleri bir gerçektir.  Bir yaşam şekli olarak tevhidi şöyle tanımlayabiliriz:

Tevhid; yeryüzünde ve gökyüzün de bunların her iki arasın da, görünen ve görünmeyen alemler de, sosyal, siyasal, ekonomik, fizyolojik, kimyasal, astrolojik ve kozmoz’un tüm alanların da, evlenme de boşanma da, iş kurma da iflas etme de, doğum da yaşam da ve ölümde, ziyaret adabından, selamlaşmaya, eğitim alanından, güvenlik problemlerine, çocuk yetiştirme konusundan, zamanın planlanmasına ve daha sayamayacağımız alanların tamamın da, tam yetkiyi, (tüm yetkiyi) tek olan Alemlerin Rabbi Allah subhanehu teala’ya vermektir. (Devam edecek…)

Yazı kategorisi: Akaid, Genel, Hadis, Kur'an, İLİM, İslam | » yorum bırak;

Tağut

Yazan: marifetullah Nisan 16, 2007

TÂGÛT    Önce kelime üzerinde duralım. Arapça bir kelime olan tâgût, iştikaak itibariyle tuğyan ile ilgilidir. Tuğyan ise; Allahû Teâla (cc)’ya isyan etmek mânâsınadır.(1)

 Tefsir-i Mücahid’de tâgûlun ismi has olduğu ve çoğulunun da, tekilinin de aynı olduğu kayıtlıdır. İmam-ı Muhammed İbn-i Cerir, tâgûtu şu şekilde tarif etmektedir: “Allah’ın indirdiği hükümlere mukabil olmak ve onların yerine geçmek üzere hükümler icad eden her varlık tâgûttur.”(2) Bunun insan olması, put, şeytan veya bunların dışında herhangi bir şey olması mahiyetini değiştirmez.Kur’ân-ı Kerim’de: “Andolsun ki, biz her kavme: `Allah’a ibadet edin, tâgûta kulluktan kaçının!’ diye (tebligat yapması için) bir peygamber göndermişizdir.”(3) buyurulmaktadır. İnsanlar “kul olma” hususunda istisnasız uyarılmışlardır. “İman edenler Allah yolunda cihad ederler, küfredenler ise tâgût yolunda savaşırlar”(4) âyet-i kerimesinde de beyan buyurulduğu gibi, insanlar “ya Allah’a ibadet edecek, veya tâgût’a kul olacaktır”(5) bu iki yolun dışında üçüncü bir hâl yoktur.

Kur’ân-ı Kerim de “Sana indirilen Kur’ân a ve senden önce indirilen kitaplara iman ettik diye boş iddialarda bulunanlara bakmaz misin? Onlar tâgûtun huzurunda muhakeme olmak (hükümlerine boyun eğmek) istiyorlar. Halbuki tâgûtu inkâr etmekle (tekfir etmekle, lânetlemekle) emrolunmuşlardır”(6) buyurulmaktadır.

Kur’ân-ı Kerim deki bütün bu âyetleri ve mütevatir sünnetleri dikkate alarak şu hususu belirtmekte fayda vardır. Tâgûtun hükümlerine boyun eğenler ve râzı olanlar, kâfirlerdir. Nitekim İbn-i Kesir bu hususta şunları kaydediyor: “Bu ayet-i kerimede (Nisâ sûresi: 60) Hz. Muhammed (sav)’e ve diğer peygamberlere iman ettiklerini söyleyip, bununla beraber ihtilaf ettikleri hususlarda, Allah’ın kitabından ve Peygamber’in (sav) sünnetinden ictinap edip, insanların kendi akıllarına göre (beşeri kanunlarla) hüküm vermesini istiyen kişinin iman iddiasını Allahû Teâla (cc) reddetmektedir.”(7).

Bugün dünyada; vahyi inkâr ederek, insanların çoğunluğunun rızasına göre kurulduğu iddia olunan bütün demokratik sistemler, Allah (cc)’ın hükümlerine mukabil ve onların yerine geçmek üzere hükümler icad etmektedirler. Dolayısıyle bütün demokratik sistemler, bu noktada “tâgûtî” özellikler taşırlar. Bu bir anlamda bütün ideolojik sistemler için geçerlidir. Daha genel bir ifade ile, İslâm dışındaki bütün sistemler, tâgûtîdir.

Tâgûtların hükümlerine göre yönetilen bütün yerler de dâru’1-harp durumundadır. O beldelerde yaşayan mü’minlerin Allah (cc)’ın indirdiği hükümlerin gâlip gelmesi uğruna cihad etmeleri farz-ı ayndır.” Şurası unutulmamalıdır ki, tâgûtun hükümlerine “evet” diyenler, Allahû Teâla (cc)’nın dinine küfretmek durumundadırlar. Bunu ister bilerek-ister bilmeyerek yapsınlar durum asla değişmez. Çünkü Hz. Âdem (as)’den itibaren bütün peygamberlerin insanlara; “Allah’a ibadet edin, tâgûta kulluktan kaçının” diye tebligat yaptıkları “muhkem âyetlerle” sabittir.Tâgûtun hükümlerini inkâr etmeyen ve tâgûtî güçlerle mücadele vermeyen kimse, ne kadar âlim olursa olsun, “müsteşrik” çizgisini asla geçemez.

KAYNAKLAR

(1) Râğıb el-Isfahani, Müfredat. “Ta-ğa” mad. (Nakleden: Tevhid Gazetesi, 21 Mayıs 1979, Sayı: 22, sh.6).

(2)Muhammed ibn-i Cerir, Camiû’I Beyan fi Tefsirû’l Kur’ân, Mısır 1324, Meymeniyye Mtb. c. III, sh.13.

(3)Nahl sûresi: 36.

(4)Nisâ sûresi: 76.

(5)Hüsnü Aktaş, Medeni Vahşet, Ank.1981,(53. bsm.)sh.140,”Evet, sadece İki Yol” başlıklı bölüm.

(6)Nisa sûresi: 60.

(7)İbn-i Kesir, Tefsirû’l-Kur’ân’il-Azîm, Beyrut,1969, Dâru’1-Marife Yay. c. I, sh.519.

 

(Konu: Pazartesidersi)

 

 

Yazı kategorisi: Akaid, Fıkıh, Genel, Kur'an, PAZARTESİ | 9 Yorum »

Hadis’e Bakış, Gül’e Eleştiri…

Yazan: marifetullah Nisan 15, 2007

Hadis anlayışımız; Sahih sünnetin hayata aktarılması noktasın da ne selefi(vahhabi)ler gibi okuduğumuzun tefakkuh etmeden hayata geçirmek, ne de Hadis yokmuşçasına mealciler gibi hadisleri elimizin tersi ile itmektir. Hadis kaynak itibari ile Muvahhidin 2. kaynağıdır. Kur’an kültürünü hayatın da oturtan ilim ehli hadis küllüyatlarını okumaya başlamalı, yalnız usul kitaplarının engin iklimi hiçe saymadan okumalıdır. Sahih’i, Zayıfı, Mevkuf, Maktu, Mütevatir, Kudsi, Şaz, Müdelles vs. kavramlarına aşina olmalı her okuduğu hadisi kabul etmeyeceği gibi her hadisi reddeder tarz da hadise bakmamalıdır.

 Hadis okumaya zamanım yok diyorsa en azından www.israfm.com adresinde Saffet bakırcı hocayı dinlemeli istifade ettiği hadisleri bizzat kaynağından kendisi de bakmalıdır.

 Ravileri tanıma gayretinde olmalı, Rivayet zincirinin başında ki kişileri özellikle Hz. Aişe ve Ebu hureyre hadislerinin özelliklerini öğrenmeli, 4 halife ile ilgili gelecen hadisleri tenkik usulü ile birlikte gözden geçirmelidir.

Mümkünse ev dersi yapılarak ev halkı Allah resulünün hadislerini öğrenmeye teşvik edilmeli, Rudani takibi yapılacağı gibi, Riyazüs salihin henüz bitirilmemişse bitirmeye gayret edilmelidir. İleri ki aşamalar da Buhari, Müslim, İbn Mace, Tirmizi ve İbn Mace okunmalı, hayatımıza Sünneti hakim kılmalıyız.

Özellikle Uydurma rivayetlerle ilgili eserler okunmalı ve uydurma hadisin savunuculuğu yapılmamalıdır. İlahiyat fakültelerinde hadise bakışlar hocalar tarafından ortaya atılan fikirler çerçevesinde döndüğünden yüksek lisans tezleri okunacaksa Konya, Sakarya, Erzurum ilahiyat fakültelerinin kitapları dikkate alınmalıdır.

Amacımız Hadisle ilgili derya denizler yetiştirmek değil sadece akarsu olan bir toplum olabilmektir. Peygamber aleyhisselamın doğuşu üzerine yapılan bunca çalışmaları hiçe saymıyor, saygı çerçevesinde bu tavrın insanların hidayetine vesile olmasını temenni ediyoruz. Yalnız altını çizmek istediğimiz, Allah resulü sadece bir gül sembolü ile indirgenecek ve çocukların zihnine yerleştirilip, peygamberin hayata müdahil bir sertliğinin yokmuşçasına onun özgürlük mücadelesinde verdiği onca yıllık mücadele hiç olmamışçasına indirgenmiş peygamber zihniyetini dikkatli okumak gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Peygamberin doğuşundan kaynaklanan Gül benzetmesi çok aşırı dikkate alınacak bir zihin inşası olmasa gerektir.

Peygamber benzetmelerinde dikkat etmemiz gereken hususlar.

1) Peygamberler Kur’an-ın vasıflandırdığı özellikler nisbetinde sıfatlandırılabilir. Örneğin Hz.İsa’nın kelamulah olması, Hz.İbrahim’in Put kırışından mütevellit Putkıran benzetmesi, Hz. Yunusu’un balık karnından çıkmasından dolayı belki bir balık karnında ki insan anlayışı, Hz. Yusufun güzel yüzünün çok yakışıklı bir insan benzetmesi kısmen anlaşılabilir bir anlayış tarzıdır. Olmaması daha iyi olur çünkü Allah bizim onların şekil ve şemallerinden değil bilakis hayat tarzlarından istifade etmemizi istiyor.

2) Allah resulünün Sahih hadislerinden yola çıkılarak bir benzetme usulü benimsenmiş olabilir. Ki Peygamber A.S.’ın peygamberler arasında bir ayrım yapılmaması ile ilgili hadisleri dikkate alınınca ayrıcalıkçılık için değil sadece özelliğinin öne çıktığı konu vurgusu yapılmak için benzetilebilir.

“Bir kulun: Benim, Yûnus İbnu Mettâ’dan hayırlı olduğumu” söylemesi uygun olmaz. Onun  nesebi de babasınadır.” Buhârî, Enbiya 35, Tefsir, Nisa 26, Tefsir, En’âm 4, Tefsir, Saffât 1; Müslim, Fezâil 166,

Yalnız şu yapılırsa anlam verilebilir; Asa’nın hz.Musa için kullanılışı ve onun yılana çevrilmesinden kaynaklanan “Asayı musa” nisbetiyle, Musa a.s belki tanıtılırken Asa resmi kullanılabilir.

Eyyüp a.s için belki Çekirge topladığı rivayet dikkate alınarak “Çekirge benzetmesi” yapılabilir ama bu saçma olur zira biz onun asıl öne çıkan vasfının Sabrı olduğunu kur’an da defaatle biliyoruz

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)  buyurdular ki: “Eyyub aleyhisselam üryan (çıplak) vaziyette yıkanırken üzerine altından bir yığın çekirge düştü. Eyyûb aleyhisselam hemen onu elbisesine avuç avuç koymaya başladı. Bunun üzerine Rabbi ona nida etti:

“Ey Eyyûb, ben seni bu gördüğün (dünyalıktan) müstağni kılmadım mı?” Eyyûp aleyhisselâm:

“Evet! Ey Rabbim! Velakin senin bereketine karşı istiğna yok!” diye mukabele etti.” [Buhârî, Gusl 20, Enbiya 20, Tevhid 35; Nesâî, Gusl 7,l (1, 200-201).]

Sözünözü ben benzetme sanatının adabı hakkında çok şey bildiğimi iddia etmiyorum fakat ben şunu iddia ediyorum ki peygamberler Allah’ın benzettiği nesnelere (belki) benzetilebilir. Ama ne ayetlerin nede hadislerin benzetmediği, özellikle üzerinde çok durduğu bir çok özelliği varken onların hiçe sayılarak GÜL!’e benzetilmesini anlayamıyorum.  Doğru bulup bulmama noktasın da tek sözüm Müslümanlar bu vesile ile Peygamberi anlatmaya çalışıyor bu güzel. İlmi tenkide tutucak olursak Peygamber belki de KILIÇ’ benzetmesine daha yakın bir benzetme ile benzetilebilir. Ama bu sefer de konjektür gereği müslümanlar zor duruma! düşeceklerinden bunu yapamayacaklardır. Varın gerisini siz düşünün en iyisini Allah bilir.

Yazı kategorisi: Akaid, Genel, Hadis, Kur'an, Yazılarım, İslam | 1 Yorum »

İnkişaf, Bahar 2007

Yazan: marifetullah Nisan 14, 2007

3 ayda bir yayınlanan İnkişaf dergisi, kanaatimce (bu kardeşlerimden hiç birini tanımıyorum) İlim dünyasın da asırlar öncesinin mirasını kendilerine yol edinmiş, belki de alimlerin yaşantılarında gördükleri usulleri benimsemiş bir topluluk. Allah onları cennetine koysun, bu ay okumuş olduğum son sayılarında bir kaç altını çizdiğim başlığı paylaşacağım. (İnşaallah bende bir reddiye yemem inkişaf camiasından :) )

1.Yazı 

Anlama Risalesi ile Recep Yıldız

İslam geleneğin de anlam başlığı ile Fıkıh, İstinbat, Delalet, Tefsir ve Tevil kelimelerini kısaca açıkladıktan sonra, Çağdaş anlam bilim de anlama ile ilgilibakış açısını açıkladıktan sonra; sonuç kısmında Kur’anı Kerim’in ilahi bir kitap olması anlaşılmasın da farklı bir yöntemi gerekli kılmıştır.

Çağdaş anlam bilimlerde ANLAYAN esas alınırken, Kur’an’ı anlama usulünde ANLATAN tam bir yeterlilik söz konusu olduğundan eksiklik hep anlayan ve anlaşılan da aranmıştır. Bu yüzden müfessirler/anlayanlar, anladıkları manalarda yanılabileceklerini hiç bir zaman göz ardı etmemişlerdir. İhtimalli tefsirlerin sonuna “Allahu alem” (en doğrusunu Allah bilir) kaydını düşmüşlerdir.

2. Yazı

Yakın Dönem Tefsir Telakkileri ile İhsan Şenocak

Kuran İlimleri anlama delaleti açık olmayan ayetlerin ideolojik bakış açısıyla tefsir edilmelerine de engel oldu, Bu yüzden yakın dönem modernist tefsir hareketleri düşüncelerine meşruiyet vermeyen Kur’an ilimleri ve müdevvimlerini tenkid etmeyi öncelikli vazife telakki ettiler. Kur’an ilimlerinin çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde Kur’anı kerimin anlaşılmasına mani olduğunu iddia eden modernistler böylece yeni usul ve yöntemlerin ihtiyaç olduğu hissini uyandırdılar…

              Yazının devamın da klasik dönem tefsir telakkileri ve yakın dönem tefsir telakkileri anlatılmaktadır.

              ”Sonuç: Kadim usule göre yetişen ulema, suyutinin itkan’ın da saydığı 15  ilme (bunlar oarantez içi dergide belirtilmiştir) üst derece sahip olduktan sonra tefsir yazmaya başlardı.  Eserlerini kaleme alırken hadis ve tefsir mecmuaları sanki gözlerinin önünde açıkmış gibi durur sabaha kadar yazdıkları müsveddeleri, akşama kadar talebeleri ancak temize çekerdi. Önlerinde metin olmamasına rağmen atıfta bulundukları kaynakların ibare ve ifadelerinde problem olmazdı. Yakın dönem için ise aynı şeyi söylemek mümkün değil”(22.Syf.)

                Anti parantez bir şey belirteyim bugün bilgisayar’ın sayesinde güya kaynaklara daha hızlı sahip oluyoruz anlayışı ile okuma oranının da ben düşdüğü kanaatindeyim. Bilgisayar da yazı okumak hem göz yoruyor hemde dikkat dağılmasına neden oluyor. Bir araştırma yapmak için güya kaynak mesabesinde olan bilgisayar zaman öldüren ve kalemin yerine kullanılan faydalı ! bir alet…

3.Yazı 

Kur’an İlimleri ile Halit İstanbullu

İhsan Şenocak’ın yazısını tamamlar mahiyette bir yazı… Nüzul sebepleri, Nasih ve Mensuh, Muhkem ve Müteşabih, Mekki ve Medeni ve Kıraat İlmi kısaca açıklanmıştır. Usul anlamında kısa kısa çok güzel bir makale olduğunun altını çiziyorum.

Tabi ki derginin tamamını burda size anlatacak değilim. 1 Ytl verip temin edin ve bence sizde istifade edin.

Allah sizin kalbinizi ilme açsın, İlmek ilmek ilim nakış olsun yüreklerinizde.

Hakkaniyet sahibi muvahhid olun, Tevhid bayrak olsun Kalplerinizde (ü.u)

Yazı kategorisi: Dergi, Genel, Kur'an, Nisan Dergileri | » yorum bırak;

İSLAMDAN KOPAN KAVRAMLAR

Yazan: marifetullah Nisan 10, 2007

http://www.islamdankopankavramlar.com/zikir_ehlizikir.html

İSLAM’DAN KOPAN KAVRAMLAR

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
Bu defa sizlere, İslâm’dan kopan kavramların bir tanesinden olan, Allah’a yönelmekten; bir başka ifadeyle, Allah’a ulaşmayı dilemekten (ruhunu hayatta iken Allah’a ulaştırmayı dilemekten) bahsetmek istiyoruz.
Hepinizin bildiği gibi, dînler yoktur. Bir tek dîn vardır. Hz. Âdem’den Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e kadar gelen tek bir dîn vardır. Hristiyanlık diye, Yahudilik diye ve İslâm diye ayrı ayrı dînler olmamıştır.
Detay
 
MÜ’MİN OLMAK
Bizim âlimlerimiz her kelimeyi lûgat mânâsından hareketle mânâlandırmışlardır. İşte problem buradan kaynaklanıyor. Mü’min kelimesi îmân kelimesinden gelir. Îmân; inanmak, inanç demektir. Mü’min de inanan ya da inancın sahibi demektir ki her ikisi de aynı mânâya gelir. Allahû Tealâ buyuruyor ki:
40/MU’MİN-40: Men amile seyyieten fe lâ yuczâ illâ mislehâ, ve men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe ulâike yedhulûnel cennete yurzekûne fîhâ bi gayri hisâb(hisâbin)
Kim seyyiat (şerr, derecat düşürücü ameller) işlerse mislinden daha fazla cezalandırılmaz. Kadınlardan veya erkeklerden kim amilüssalihat (nefsi ıslâh edici ameller, nefs tezkiyesi) yaparsa işte onlar, mü’minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve orada hesapsız rızıklandırılacaklardır .
Detay
 
HİDAYET VE DALALET

Konumuz; hidayet. Konumuza hidayetin tanımıyla başlayalım inşaallah. Hidayet, insan ruhunun Allah’a ulaşmasıdır. Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:
3/AL-İ İMRAN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve sizin dîninize tâbî olandan başka kimseye inanmayın. (Habibim) de ki: Hiç şüphesiz HİDAYET, Allah’ın (Kendisine) ulaştırmasıdır. (İnsan ruhunun ölümden evvel Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin başka birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katında (sizlerle) tartışacakları için mi (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Hiç şüphesiz fazl, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, VÂSİ’un ALÎM’dir. (Allah herşeyi kuşatan ve herşeyi bilendir.) Detay

 

İSLAM’A TERS DÜŞEN HURAFELER

BÜTÜN RESULLER PEYGAMBERDİR

Allah’a sonsuz hamd ve şükrederiz ki bir defa daha bizleri beraber kıldı. Konumuz: Kur’ân’a ters düşen hurafeler, insanların Kur’ân’a ters düşen uydurmaları. Bu hurafelerden bir tanesi de: “Bütün resûller nebîdir.” ifadesidir.
Akaidin birinci ayağı olan: “Bütün nebîler resûldür.” ifadesi, Kur’ân’a tam olarak uymaktadır. “Bütün resûller nebîdir.” ifadesi ise Kur’ân-ı Kerim’e birçok yönlerden ters düşmektedir.
Evvelâ konuya 1. cepheden girelim. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de risaletle hiç ilgisi olmayan resûllerden bahsetmektedir. Firavunun Hz. Yusuf’a gönderdiği alelâde bir ulak (haberci) Kur’ân’da resûl adıyla geçmektedir

Yazı kategorisi: Akaid, GÜNCEL, Kur'an | » yorum bırak;

Kur’an, Kalem ve Kelam

Yazan: marifetullah Mart 29, 2007

Kaleme ve satır satır yazdıklarına and olsun…

Oku yaratn Rabbinin Adı ile oku…

Kur’an-ın oluşturduğu Zihin inşasın da temel etkenlerin içine yerleştirebileceğimiz iki önemli başlık Kalem ve Kelam. Kalem zihnin yazıcağı konuyu kağıtla birleştirici araçken, Kelam kağıdın dile düşmüş halidir. Ne kalemsiz kağıt işe yarar, nede kağıda yazılmayan düşünceler anlam taşır. Kısacası Söz uçar, Yazı kalır. Ama söz yazıya yazı söze bakar.

Medeniyetler kültür birikimlerini ileri ki kuşaklarına aktarırlarken yazılı dökümlerin kaybolmaması ve muhafaza edilmesi için, Kütüphanelerini etkin bir hale getirirler. Etkin bir kütüphaneye sahip olmak, ilmi ile amil kişilerin birikimlerini paylaşması ile vuku bulacağı içi, o tür insanların dünya çalışmalarında çok yorulacak işlerle uğraşmamaları için devletin rızık konusun da onları yalnız bırakmamaları gerekmektedir.

Yazı kategorisi: Akaid, Kur'an, Tarih | 1 Yorum »

Kur’an Anlayışımız…

Yazan: marifetullah Mart 17, 2007

Zaman içerisinde site Kur’an başlığı altında faydalı ilimler sunmaya başlayacaktır.

Yazı kategorisi: Kur'an | » yorum bırak;