El İlm Vel Fehmul Kur’an

Kur’anı Anlamak İlimden Geçer

‘Tarih’ Kategorisi için Arşiv

Göç Hicret…

Yazan: marifetullah Mayıs 13, 2007

Tarihin her alanında, iyi olsun kötü olsun, sistemler kendi içlerinde bazı grup ve fikir akımlarını beğenmez ve onları bölgelerinden dışarı atmak için ellerinden geleni yaparlar. İçten dışa atmanın en güzel yolu ve yöntemi, baskı ve zulüm odaklı bir yaşantı vermektir. Verilen bir hak vardır fakat bu; hedef itibari ile sadece yaşama olanak sağlar, yaşarsın ölmezsin ama bir gün olsun gülmessinde. Bu portre sonucunu göçe, hicrete terkeder. Kurtuluşun özgürleşmenin adıdır, hicret. Gülünmeyen günlerin öcünün alınışıdır bir nevi. Bir başka deyişle dönüp hesap sormaya hazırlanmaktır. Zalimlere ve İnsanı yerinden yurdundan edenlere karşı bir hesaptır bu. Güçsüzlük durumudan güce koşuştur. Haksızlıktan hakka, imkansızlıktan imkanlara yürüyüşün adıdır, hicret.

 Hicret; adanmış zihnin ve ömrün bereketlenmesidir; bereketli topraklardan istifade etmsidir. Değiştirmiş olduğun mekanın sana karşı olan baskınsından kurtulmaktır. Mutluluğa giden kapıları aramanın adıdır bazen de…

 İşte bu duygu ve düşünceler içinde başlamıştı benim hicretim de… İstanbulda başlayan Doğuyla sonuçlanacak bir milattı bu benim için. Yabancı olduğum yerler değildi, gittiğim yerler. Ama artık bana kurtuluş ve özgürlük sinyalleri veriyordu sanki.

İstanbul görmeyeli değişmişti, 15 yıl öncesinden bugüne çok değişmeler olmuştu. Fatih bile renk kaybına uğramıştı gözümde. Eskinin osmanlısını hatırlatan Fatih camiinde bugünün Avrupasını anımsatan niceleri türemişti. Kedi-lerin bile bakışları farklıydı, onlar dahi gözlerini hırs bürümüşcesine eline bakıyordu insanların ve onca arkadaşı olmasına rağmen bütün payı ben almalıyım diyorlardı. Sokaklarında bir başka insan tipi türemişti, nedenselliğini düşünmeden yürüyen ve İslam’ı hatırlatan kavramları üzerlerinde barındıranÖrtünmeye çalışanlar vardı. Ama nedense Bu çalışkanlıkları hiç başarıya uğramamışçasına etekleri bir karış yukarda kolları yarısından çok açık, yüzlerinde Amerikadan ithal bir ton farklı renk! Tam tersine onların buhallerine alay edip ellerinden tutmayan bir grup Renkli Çarşaflı insan da sadece onların yanından geçerken cehennemi hatırlatıyor ve onlara kızıyor! Çook ilginç portreler bunlar, dışardan bakınca derin tefekkürler gerektiren ve yanlarına gidince iki tarafta da bir kin ve öfkenin olduğu İstanbul, fatih ve çarşamba üçgeninden, Amerika, İngiltere ve İsrail’e açılan bir üçgen diyalog masalı…  İki tavrıda İlim kotasına yerleştirdiğinde içerisinden geçemeyecek tavırlar. Bir taraf ta Avrupa ve Açıklık özentisi Üstü paris altı Çarşamba modelleri, Bir taraftan da Tebliğ ve İrşad namına gözlerini bağlamış ve görmek istemezcesine bakir bakan Çarşamba ehli!

 İstanbul yüzünü Kıbleden çevirmiş Avrupaya

Buna ne söz gerek nede Anlayış,

Yürekler İstatistiksel olarak kaymış gidiyor

Buna ne Akif söz söyler nede Necip… (ü.u)

Yazı kategorisi: Akaid, Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Tarih, Türkiye, Yazılarım, din, haber, İLİM, İslam | » yorum bırak;

Gündeme Dair Sözler 1

Yazan: marifetullah Nisan 28, 2007

Güncel;

Basında ve yayında bulunan bazı kitle ve gruplar, bilerek ve isteyerek; sonuçlarının ne olduğu üzerinde (pek düşünmeksizin) durmaksızın, toplumun istek ve arzularını (Seçme ve seçilme noktasında) frenlemeyi, frenkleşmek uğruna; meşru saydıkları için yoğun bir psikolojik baskı ortamında yaşamaya bizleri mecbur bırakmaktadırlar. Bu ortam ve atmosfer toplum genelinde önceki dönemlerde 20 yılda bir tekrar ederken; zamanın ilerleyişi kitlesel ulaşım araçlarının fazlalaşması, küreselleşme ve modernizmin etkileri ile 10 yıla düşmüştü. Şuan da ise Kriterler zorlanarak ve insanın düşüncesine pranga vurmak kaydıyla, toplumsal erozyon oluşturup yeşermek üzere olan bilinç kuşağı felç edilmek istenmekte ve bu süre zannımca 5 yıla indirgenmektedir. Her 5 yılda bir zihinsel kaos, vatan elden gidiyor bağırtıları, bu insanlar neden örtülü soruları, açıklanamayan örtülü ödenekler, susurluklar, gizli dosyalar, takipler, JİTEM , MİT, CIA ve MOSSAD gibi insanların anlamadıkları fakat ürkmeleri gerektiği izleniminide üzerlerinden atamadıkları bir çok gündemle günleri sarsılmakta ve korkutulmaya, sindirilmeye, içselleştirilip, ferdileştirilmeye itilmektedirler.

Bu bağlamda müslümanlar: Dünyanın müslümanlar üzerinde kurmaya çalıştığı ılımlı islam projesi doğrultusunda ne yazık ki yönlendirilmekte ve zihinleri bulandırılmaktadır. Yetişen genç kuşak; anlamanın ötesinde dinlemek bile istemediği bir çok gündemin içinde bulmaktadır kendini ve daha çok fertçi bir yaşamasürüklenerek, düzene uygun kafa yapısına sahip olmaktadırlar.

Toplumun sürüklendiği ve çekilmek istendiği alan kamu içi veya dışı farketmez, demokrasi ile bağlantı kurulamayacak şekilde sert ve laiklik mefhumuyla uyuşmayacak biçimde katı ve gaddardır. Ortaya koymuş oldukları kavram (put) ve anlayışları kendi elleri ile hiçe sayan belli bir toplum ne yazık ki insanın yaşam alanını daralttığı gibi zihin ve psikolojik yapısına da zarar vermektedir.  İnsanlığın bu gibi durumlar da yapması gerekenin ne olduğunu bir kenara bırakıp şu anda ne yapmamamızın gereklerini düşünmeliyiz. Çünkü geri dönüşü sert ve keskin olucak her tür davranış ve tavır, çiçeklerin kırılmasına, güllerin solmasına neden olacaktır.

1) Depresyonik tavırlar sergilemeyerek biraz sakin olunmalı ani tepkilerle hata yapılmamalıdır. Her muhtıra bağırtıları ardından sokağa çıkıp eylem yapmak bu gibi durumlarda darbenin adımlarını atmak olur. Zaten amaçta bu ortama insanların çekilmesini sağlamak olduğu için bu oyuna gelinmemelidir. (Bu dönem medyanın ve kitlelerin kışkırtılma dönemidir. Kışkırtıcı fikir akımlarının yaygınlaştırılıp kafaların karıştırılarak, kimin doğru kimin yanlış olduğunu anlamaya çalışan insanlar çok kolay yönlendirilebilir. Çabuk karar değiştirilir, sürü halinde bir yöne istenmeden itilebilinir.)

2) Bilinçlenilmeli ve doğru kaynaklara başvurulmalı, yanlış kaynak ve haberlere özellikle bir yöne kasti şekilde yöneltmelere dik ve keskin tavır alınmalıdır. Tarafgil olunmalı objektiflik adı altında safsatalara kulak vermemelidir.

 Düzenini kuran ve bozulmasını istemeyen bazı kesimler(Laik ve Atatürkçü geçinen) şuanda sokaklarda bildiri ve bilinçlendirme adı altında toplumu ayağa çağırıyor, oysa şuan ayağa kalkama değil sakin olma zamanı. Birbirimizi anlama zamanı sakin ve emin adımlarla ilerki adımlarımızı daha temkinli atma anıdır.

Unutmayalım ki bu dönem peygamberin yaşamadığı bir dönemdir. Onun talip olduğu yer devletin başı değildir. İstese idi ona o makam daha ilk günlerde verilicekti zaten.

Süleyman a.s ve Belkıs’ın dönemi dikkatli okunduğunda bizim adil bir düzenekte yaşama hakkımızın olduğunu ve bu yüzden adalete destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Amacımız Adalet üzere olmak ve Adil düzende düzenek çarklarında yok olmadan sağlam ve dik tavır takınmaktır. Adalet ayakta kalacaksa zulmün tüm okları üzerime gelsin… Vesselam

 (Abdurrahman b. Hasan)

Yazı kategorisi: Genel, GÜNCEL, Gündem, Gündemdekiler, Siyaset, TEVHİD, Tarih, Türkiye, Yazılarım, haber, İLİM, İslam | » yorum bırak;

Kur’an, Kalem ve Kelam

Yazan: marifetullah Mart 29, 2007

Kaleme ve satır satır yazdıklarına and olsun…

Oku yaratn Rabbinin Adı ile oku…

Kur’an-ın oluşturduğu Zihin inşasın da temel etkenlerin içine yerleştirebileceğimiz iki önemli başlık Kalem ve Kelam. Kalem zihnin yazıcağı konuyu kağıtla birleştirici araçken, Kelam kağıdın dile düşmüş halidir. Ne kalemsiz kağıt işe yarar, nede kağıda yazılmayan düşünceler anlam taşır. Kısacası Söz uçar, Yazı kalır. Ama söz yazıya yazı söze bakar.

Medeniyetler kültür birikimlerini ileri ki kuşaklarına aktarırlarken yazılı dökümlerin kaybolmaması ve muhafaza edilmesi için, Kütüphanelerini etkin bir hale getirirler. Etkin bir kütüphaneye sahip olmak, ilmi ile amil kişilerin birikimlerini paylaşması ile vuku bulacağı içi, o tür insanların dünya çalışmalarında çok yorulacak işlerle uğraşmamaları için devletin rızık konusun da onları yalnız bırakmamaları gerekmektedir.

Yazı kategorisi: Akaid, Kur'an, Tarih | 1 Yorum »